Benim Bahçem (: etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Benim Bahçem (: etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Eylül 01, 2012

Ya sen gidip de...

Unutulmak insan için en kötü darbe olsa gerek.
O sevdiğin, o her şeyi paylaştığın, o kendinden daha çok düşündüğün insanı tamamen " kaybetmek "...
Çok ağır...

Çünkü ne olursa olsun insanoğlu bir umut taşır içinde. Garip bi şeydir o. Hayatında biri olabilir, onun hayatında da biri olabilir ama bi yerde bi şekilde hatırlanmak istenir.  Arada özlenmek...

Bazen öyle zamanlar gelir ki bu en dayanılmaz en uç noktasıdır özlemin, ne yapacağını bilemezsin...
Arasan olmaz, aramasa olmaz. Daha da korku kaplar insanı. Ve şarkı belirir fonda;


Yine aynı şey,
Yine aynı kâbus,
Çöküyor üzerime, başımdan gitmiyor...
Yine yalnızlık,
Yine sensizlik,
Büyüyor içimde aman vermiyor...
Seni böyle sevmek acı veriyor bana,
Bizi böyle görmek parçalıyor içimi... 
Ya sen gidip de uzaklara, bensizliğe alışırsan...
Ya sen sevgilim, ummadığın kadar beni çabuk unutursan.... 

Perşembe, Haziran 09, 2011

Gecenin yarısı...

Bazen insanın hayatında öyle geceler olur ki ne zaman geçer,ne de o karanlık...
Kimse yoktur,ya da yok denecek kadar yalnız kalınmıştır.
Ağlarsın, duvarlara vuran hüznün teselli eder sadece.
Tüm eşyaları savurursun.Hiç birinin varlığı daha önemli değildir olmayanın acısından...
Ne yapacağını,ne yapman gerektiğini bilemezsin.
Artık geleceğe dair hiç plan yapmak istemezsin.
Birlirsin ki bu zamana kadar neyi planladıysan hepsi bir bir elinden kaydı,hepsi geri dönüp baktığında dalga geçti seninle...
Ondan vazgeçmek zorunda kaldığın gibi,hayallerinden de koparıldığınla kaldın.
İsyan ettin,yeter dedin,bitmeli artık bu dedin.
Ama bitmedi...
Ve bu kahrolası gece...
Ne uzundu değil mi?...


Artık daha az seviyorum seni,
Unutur gibi, ölür gibi daha az...
Yeniden ödetiyorum kendime,
Onca aşkın öğretemediğini...
Kolay değildi;
Yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
Kaç acı birden imtihan etti beni
Bir tek gece vardır insanın hayatında
Ömür boyu sürer nöbeti
Bu da öyleydi,
İyi ol, sağ ol, uzak ol
Ama bir daha görme beni.

Murathan Mungan - Gece Nöbeti

Bir de Fettah Can'ın bu güzel şarkısını dinleyin...



Pazar, Mayıs 23, 2010

Birikerek gel bana...




Aklımın karıştığı,tenine karıştığım...

Bilmiyorum şimdi,olması gereken ve yapılması gereken ne ?

Sorularla boğuşurken,uyuyamıyorken bu mevsimde;başkasının ikliminde nasılsın şimdi? 

Konuşmalar o kadar yabancı ki...Ait hissedemiyorum kendimi hiçbir yere.Yakınken herkese,uzaktan bakıyorum gülüşlerin içtenliğine.

Kayıtsız kalıyorum hayatın bana aldırmadan akıp gidişine,zaman hep aynı sanki.Sensizliğin ortasında sensizliği beş geçiyorken...

Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim kendimi.Sevinmeliyim belki ya da kahrolmalıyım.Bilmiyorum...



 Bağıra bağıra seviyorken seni,susuyorum.Sessizliğim ile sadece sen konuşabilirsin,çoğalt cümlelerini.Birikerek gel bana. Bekliyorum...

Cumartesi, Mayıs 08, 2010

İstanbul sen, Sen İstanbul’sun şimdi

Nasıl Borçluysan Beni Yaşamaya, Öyle Mecburum Seni Yaşamaya... 

 

Seni yaşamayı kendime borçluyum.
Gözlerinin yeşili ve kahvesi gibi
Karmaşığım bu gün.
Boğazda senden izler
"İstanbul sen,
Sen İstanbul’sun şimdi "


"Sen İstanbul
İstanbul senken
Üstelik boğazda düşlere yelken açmışken,
Bu sevdadan kaçmak imkansız.
Nasıl borçluysan beni yaşamaya,
Öyle mecburum seni yaşamaya…"

Funda Bilgili


 

Artık şaşırmıyorum.Ne zaman senden laf açılsa arkadaş sohbetlerinde,ne zaman aklıma düşsen seni özlesem,ulaşıyorsun bana.O ana kadar üzülen,canı sıkılan ben değilmişim sanki.Her şey siliniyor aklımdan elim titriyor sana cevap yazarken.Ve hep geç kalıyorum:) Umursamıyorum ki telefonu...Sesi dersten kalma kısık,odanın bir köşesine atılmış duruyor hep.Bu yüzden göremedim mesajını yine...Yine sen de ilk mesajda cevap alamayınca alınganlınlığını göstermişsin.Her zamanki gibi:) Aklım karışıktı oysa bugün.Nedeni çok saçma aslında hep kendi aptallığım...Neyse...Sayılı günler çabuk geçer diyorlar ya? Evet geçiyor...Ama nasıl?...Çok zor! Gerçekten zor...Baktığım her yerde sen varken,artık sadece iç geçirmelerle yürüyorum...Yaklaşık 10 gün kaldı gelmene...Aslında seni görmeyeli 1,5 ay oldu.Ama özlüyorum...Bu kadar sık arayıp sormandan da özlediğini anlıyorum:) Hani burda olsan her gün bi şekilde görüşebildiğimiz için anlayamıyorduk bunu.Atışır,söylenir,küser,barışır giderdik...Tabi hiç göz göze gelmeseydik...Dilin söylemese de gözlerinden kaçıramıyorsun gerçeği...Belki ben de inanırdım sevmediğine;beklemediğin bir anda başkası varken yanımda,karşılaştığımızda  gözlerinde gördüğüm o endişe anlamama yetti seni...


Gel hadi...


Gel ki şehrindeki son günlerimi seninle doya doya geçireyim...Bir daha nasıl bir araya geliriz ya da ne oluruz hepsi soru işareti şimdi...


Bekliyorum seni...

Pazar, Mart 28, 2010

Ah...Bu gidiş gelişlerin!

Hiç beklemediğim anda gelmiştin.
Bin kez öldüğüm yerden bir kez daha doğarak...
İstedim seni.
Hiç bir şeyi umursamadan,
Hatta hiç konuşmadan,
Yanımda olmanı istedim.
Kimdin,nereye gidecektin ya da kime aittin önemli değildi.
Sen vardın,yanımdaydın.
Bakışın yeterliydi seni kendimde bulmama-kendimi sende kaybetmeye.

Çoğaldın.

***

Her gelişinde evime,bir parçan daha eklenirdi.
Sana ait o kadar çok şey biriktiki..

**

Beni üzmeye kıyamayan adam.
Nasıl yaraladın beni?
Nasıl yok yere mahvettin bizi!

Yetmiyor,gidiyorsun!
Hoşça kal diyemeden,bir kere daha sarılamadan.
Yabancılaştırıyorsun bizi.
Bu şehri,evimi,kendini...
Elimden birşey gelmiyor!
Gidişini seyretmeye mecalim yok.
Susuyorum,senli konuşmaların ortasında,
Herkes seni sorarken,seni anlatırken.
Susuyorum.

Ne tarafa baksam seni gördüğüm bu yerde, beni sensizlikle cezalandırıyorsun.

Nasıl geldiysen,öyle gidiyorsun...


Pazar, Mart 14, 2010

Sustum

Ne kadar küfrüm birikti sana bir bilsen!

***
Senli-sensiz hayata iğreti tutturulmuşum.Süregelen bir hayıflanma bu içimi kemiren...

Lanet olsun...

Ne kadar umrundaki?

Ne kadar benim oldun isteyerek? Ne kadar ben olabildin...

Sorgulamaya başladıkça başa döndüm,başa döndükçe kayboldum...

Elimi kolumu bağlayışına şaşırarak...

Sustum.

Hiçbir hece fayda etmeyecek şimdi kelimelerime.

Hiçbir cümlem anlam kazanmayacak...

/Hiç kimse sana benim gibi parçalanmayacak...

Cumartesi, Şubat 20, 2010

Sonunda





Tam blogger'ı açtığım anda,O'nun hakkında yazıcakken hemde ilk önce çağrısını aldım.İnanamadım...

Bugün en başa dönersek,dersin erken olduğuna isyan ettiğim bir şekilde uyandım.Hava çok güzeldi,insan kendini daha iyi hissediyor böyle anlarda.Hazırlanıp okula gittiğimde bahçede oyalandık arkadaşlarla derse geç girdik.Bu hafta ilk defa girdiğim dersti.En arkaya geçtik.Hocaya baktım,tuhaf oldum :) Genç ve çok tatlı biriydi.Aslında bundan çok O'na acayip benziyordu.Bu yönüyle daha çok dikkatimi çekti.10-15 dakika baktım sürekli.Sonra arkadaşıma: "O'na benzemiyor mu?" dediğimde "Ben de bunu söyleyecektim çok benziyor!" dedi.Şaşırdım ve bir o kadar kötü oldum.Hep kaçmıştım O'na ait şeylerden.O'nunla olduğumuz,karşılaştığımız  yerlerden.Aslında bu şehirde gördüğüm ne varsa hepsi O'na aitti.Hep hatırlatırdı...O'ndan kaçmak istemiştim 2 aydır.Ama ilk defa bugün yüzleştim kendimle.Ne kadar kaçarsam kaçayım yakalanıyordum...Ve hep kendimden kaçıyordum,O'nu içimden  geçiştirmeye çalışırken.Bu sefer sobelenmiştim.Kaçarım yoktu farkındaydım.Hiç aralara çıkmadım derslerde,müzik dinleyip pencereden baktım ve O'nu düşündüm.

Çok özlemiştim.Elimde olmayan bir ayrılık ve özlem.Bir yanım ulaşmak istiyor,bir yanım sus pus kalmamı.Hep vedalaşırken gördüğüm yüzü aklıma geliyor;üzgün hali beni daha da beter yapıyordu.Dayanılmaz bir his...

Daha fazla duramadım derste.Akşamı edemeden çıktık arkadaşla.Bugün içmeyi de kafaya koymuştum.Güzel bir mangal yaparız,  rakılarımızı  içer, sohbet de eder havamızı değiştiririz isteğiyle güzel bir akşam geçirdik.Yaklaşık 2 saat önce de odama geldim." Mustafa Ceceli - Dön " şarkısını söylerek blogda birşeyler yazıcaktım.O an telefonum çaldı.Hiç ilgilenmezdim ama gayri ihtiyari baktım çağrıya.İnanamadım,saat 2 buçuk gibiydi ve bu saatte beni nasıl arayabileceğini düşündüm.Oydu..Hemen mesaj attım.

"Sonunda..."

Bugün bu kadar andığım,2 ay sonra ilk defa  yokluğuna bu kadar üzüldüğüm;nasıl bir tesadüftür ki  ben ulaşamadan O ulaştı bana.Kıyamadığım hastaymış meğer.Çok zor bir ameliyat geçirmiş...1 aydır hastanede yatıyormuş.Dün kendine gelebilmiş.Pazartesi günü ise burda...

Neye sevinip neye üzüleceğimi şaşırdım.Beni kendinden haberdar etmesine çok mutlu oldum ama canı yandığına kahroldum!

Yeniden O'nu görebileceğim ve bu sefer kıymetini daha iyi anlayarak yanında olacağım şüphesiz!.

Pazartesi günü nasıl gelir şimdi!Çok çabuk geçen bu haftasonları ne zulüm olur bana!

Mutluyum hemde çok...İyi olduğunu ve geleceğini biliyorum.

Sonunda...







Çoğaldı git gide,yokluğun dağ gibi..
Atılmış üzerime ağ gibi..
Zaman ilaç değil,yanmaya alıştıran
Hepsi sönsede yanan
Tek bir çıra gibi
Kimbilir kaç ilkbahar yaz, sonbahar kış
Aylar mevsimler derken
Seneler sensiz geçti
Büyüdü ağaç oldu çoktan
Ektiğimiz fidanlar gölgesinde
Kaç gün geceyi zor ettik

Dön dayanamıyorum artık..
Dön bu ne çok yalnızlık!
Çık gel ne olursun apansız..
Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız!


Uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
Tükenmiyor ümit bir olmazı bekliyorum
Bulur mu bulur benide
Günün birinde bir mucize
Duayı duaya ekliyorum...

Pazartesi, Ocak 25, 2010

Hayal edip öptüm seni...


İmkansızlığına inandırıyorsun kendini.
Yolun herhangi bir köşesinde yakalanıyorsun O'na.
Sımsıcak geliyor dokunuşu yüreğine...
Nerden geldiğini yada kiminle olduğunu umursamıyorsun.
Sev diyor içindeki ses o an,
Sıcaklığını al,solu nefesini.
Bakmak istiyorsun gözlerine aralıksız.


Mutluluğun bir parçası döndürüyor başını.
Hava mı soğuk?
Yakıyormu yoksa?
Düşüyor musun?
Ne gam!


Telaşsız,zamansız...


Ama burkulacak yüreğin farkındasın,
Beraber gidilmeyecek bu yol.
Herhangi bir yerden sapacaksın yalnız...


/Tutuldu bir kere hayat,lades!/


Yine de değerdi...
İmkansızlığına da,sıcaklığına da...




Belki  bir gün... Belki yine...


Yanyana....


Cuma, Ocak 08, 2010

Kalbin Ömürlük Bende Emanet..


Sen benim..İçimdeki...Büyük yangınların adı...
Ben senin..Gecendeki mavi yada günündeki sarı..
Sen benim, şehrimdeki bütün sokakların adı..
Ben senin, yüzündeki çizgi yada dünündeki  anı... 
Hadi kalk gel,bul bir bahane...
Birazcık heves,biraz cesaret...
İlk günkü gibi duruyor hala..
Kalbin ömürlük,bende emanet...





Bahanelerine umut bağlamış bu yürek...
Dile dökmese de seni,
Adını anmaya korksa da,
Seni bekler...


Ummadığı anda karşısında görünmen için...
Kendisini düşünmezdi  ya hani;
Hiç olmayacağı kadar tuttu bencilliği...
Ne gecelerini sabah,
Ne de sabahlarını gece edebildi...
Sensizliğe beş kala,
Yaktı bütün saatleri... 






Dökülecek kelimeler seni telaffuz etmeye yakın,
Geçiştirdi tüm hecelerini...


Yokluğun da adı sendi,sevmelerin de, şarkıların da...




Kahrolası şu gurur!
Hep yaktı bizi...




Pazartesi, Ocak 04, 2010

Yine bir final haftasıyla karşı karşıyayız..


Sabah 9'da sınavım başlıyor..Ve saat 06.46 ben artık bunalmış nette durmaya çalışıyorum ki,uyumayayım...Kafamı koysam biliyorum ki biraz uyuyayım kalkarım derim ve telaş içinde sınava koştururum.Bu yüzden tutuyorum kendimi..Ayrıca 3'te bir sınavımız daha var.Baba sınavlardan birisi.Kredisi yüksek değil ama zor bir ders.Allah var,hocayı çok severim.2 dersimize giriyor,öğretmek için çabalıyor.Bir soruyo 20 kez sor,gık demeden her defasında güzelce anlatır.O denli iyi niyetli biri...Ama 10 ders ve 5 günde bitirmeye çalışan bir üniversitemiz var sağolsun rektörlüğe sevgilerimi yolluyorum burdan birde öpüyorum(!) günde 2 sınav bizi mahvediyorlar.Önemli sınavları da aynı güne koymayın bari ya..Kredisi yüksek olan dersler aynı günde bizi haşat ediyor!1 ay tatil yapıyoruz sonra.Bırak anasını satayım 2 haftaya yay hergün 1 sınav olsun razıyım bir hafta tatilimden çalınmasına...Rapor versen raporu kabul etmezler yani vize - final haftasında yanlışlıkla hasta falan olursak bittik yani.Geçen seneden biliyorum.Çocuk hastanede yatıyor ya ama raporunu kabul etmiyorlar..Bütünleme sınavı denilen bir olgu yok zaten.Yaz okulu paşa paşa...Ha, notlarım iyi şükür hiç sıkıntım yok ama panik atak var bende manyak gibi oluyorum sınava girip çıkana kadar.Sonra bir de notların açıklanmasını bekle...

Bu hafta iğrenç geçicek yani...Zaten tüpümüz bitti evde ! Tam nohut yemeği yapıcaktım,o gözlerimin yaşarmasına rağmen soğanları doğradım attım düdüklü tencerenin içine kavuruyorum,pembeleşmesini bekliyorum.Ana!Birden ocak söndü.Zaten abidik gubidik bişey  çakmakla yakmaya çalışıyoruz,ki benim bi takınım vardır ben öyle asla ocak yakamam,elim tutuşucakmış gibi gelir uzaktan yakmaya çalışırım o gaz yayılır yayılır en sonunda patlamasın diye kapatıp arkadaşı çağırırım yaksın diye...Öyle iğrenç bi takıntım var. Her neyse,ben denedim yine yakamadım,arkadaşı çağırdım gel yak bende sorun var yine dedim.Geldi yakmaya çalıştı yanmadı...Diğerini denedik olmadı..Ama içim parçalandı...Neredeyse bir dönem idare ettin bizi be tüp ne olurdu 5 gün daha dayansaydın! Bari nohutu yapsaydım be zalımmm tüp:(..Kaldı öyle soğancıklar yapamadık...Şimdi ne yiyeceğiz bilmem.Hazıra dayanıcaz sanırım ya da kahvaltılık...Tam da züğürt zamanımıza geldi.Yedik geçen hafta paraları kaldık şimdi dımdızlak.Tüpte olmuş 50 küsurat ay veremem ona o parayı şimdi.Babamdan sürekli para istemeye utanır oldum.Haftada bir baba bu,baba şu,baba ona bu lazım,baba bu lazım diye diye adamı da kuruttum.Hani bide küçük yer.Burda nereye harcanıyo bu para bilmem.Elde tutulur gözle görülür bir şey yok.Bir elektrik geliyor 90 tl..Bi tarafımızda ampul yaktığımız yok ki ampullere karşıyım:P Yani elde avuçta kalan para çok cuzi bir miktar ve bununla en azından 1-2 gün idare etmem lazım.Hoş sigaramı kutuyla aldım zam gelicek diye,sigara problemim yok ama habire bişey çıkıyo işte..Yetiş Hızır yetişşşş diye söyleniyorum artık:P

Allah'ım çenem tuttu yine...2 saat sonra sınavda yusuf yusuf olacak olan ben değilim sanki.Ve sanki diğer sınava kadar uykusuzluktan salak hale düşecek olan da ben değilim..Ama hep böyle benim...Uykusuzluk çeneme vuruyor...En iyisi noktalamak burda.Bana dua edin şu sınavları atlatayım da cumartesi günü Bursa'ma gideyim gezeyim yeğenlerimi seveyim...

Adiyos efenim..

Cumartesi, Ocak 02, 2010

Ben yoruldum...Söyle,senin gücün var mı hala ?

Yorulduğumu hissediyorum..
Beklediğim kadar yoruldum...
Sevdiğim kadar...

Zıt kutuplar hiç çekmezdi aslında birbirlerini...
Yani çekerdi ama,
Gök gürültüsü olurdu mutlaka...
Ardından sağnak bir yağış...
Güzeldi ıslanmak o yağmurun altında.
İliklerine kadar ıslanmak...
Hiç sıcak olmasa olabilirdi,
Hatta hiç güneş doğmasa.
Kabulüm...

 Ama kuruyordu üstüm.Ağır gelmeye başladı kıyafetlerim.
Rüzgar da başlamıştı üstelik esmeye...
Yoruldum...

Şarkı da söylediği gibi...


"Bir rüzgara kapıldım gidiyorum,

Sonu hayır mı? Şer mi  ? Bilemiyorum...

Hem çok seviyorum dostlar başına!
Hem sıcak demir aşk olsun tutana...

Hem çok seviyorum düşman başına!
Hem sıcak demir aşk olsun tutana..

Ben yoruldum;
Söyle senin gücün var mı hala?
Kaç yenilgi var?
Söyle ömürde Allah aşkına!

Akışına bıraktım gidiyorum...
Sonu hayır mı ? Şer mi ? Bilemiyorum...

Hem eriyorum günden geceye!
Hem kapı duvar verilmiş sözlere...

Ben yoruldum;

Söyle senin gücün var mı hala?

Kaç yenilgi var?
Söyle; ömürde Allah aşkına...




Çarşamba, Aralık 16, 2009

Ölür müydü sevgiler?

 



 Hadi uzat elini...
Tutabildiğin kadar sıcağım sana...
Uzandığın kadar uzak...


 Bir zamansızlığın hikayesi bu,
Yanlış yerde başladı belki de...

...Ve bırakmak eli,
En büyük hataydı.... 

......

Sakın...
Sakın tek bir kelime dahi edeyim deme...
Sakın tek bir yalan daha söyleme...
Niye biliyormusun?
Çünkü inanırım...
Onca şeyden sonra,
Şimdi tek bir cümle et,
Gözlerime bakıp beni sevdiğini söyle,
Gerçek olmadığını bal gibi bilirim...
Ama yine de sana inanırım...
O yüzden;
Tek bir an bile beni gerçekten sevdiysen,
Sakın...

.....

 



Bir sevgi bin doğrunu götürebiliyormuş hayatta.Ben seni sevmelerin acısını çizdim duvarlarıma.Çok çatlak oldu elbet,çatladıkça sızdın yine en derin yaralarıma.Vazgeçemedim senden...Unuttuğum yerlerden hatırlattın kendini bana.Ben koşmaktan yorulmuş beden,dönüp arkama baktığımda,onca kalabalığın ortasında bir tek senin gölgeni gördüm...Ardımda bıraktığım can'ımın,benden gittikçe uzaklaşmasına göz yumarak ve nereye gittiğimi bilmeden,sadece sensiz olmaya koştum...
Yoruldum...
Varlığının anlamı bu kadar fazlayken yokluğunun tortusu beni yese de,razı oldum.
Çünkü sevdim.
Çok sevdim!

Ben sevdikçe sen nefret ettin...
Ben geldikçe sen kaçtın...
Ben ağladıkça sen güldün...

Sen sevgimi değil,beni öldürdün!
Hala tek bir kelimene ömrünü feda edebilirim.Hala seni en baştan,hiçbir şey beklemeden,ömrümün sonunda geleceğini bilsem,o son gün için dahi;hiçbir şey olmamış gibi sevebilirim...
Yapabilirim bunu...
Peki sen?
Sen ne yapabilirsin benim için söyle?
Benim kadar yıkılmayı göze alabilirmisin önce?
Göz yaşlarımın bedelini ödeyebilirmisin aynı hükümle?
Sen sevdiceğim..
Bana heba edebilirmisin ömrünü?
Ömrüme karşılık ömrünü istesem?
Verebilirmisin?

Yandığım..Yangınım...


Hadi koy seni benim yerime,
Sen sevebilirmisin kendini böyle?



 ....

/....Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez!..../
 

Cumartesi, Aralık 12, 2009

Gittin..

Gidişin de gelişin gibiydi....
Doymamıştım oysa ki....



Sevmiştim,hem de deli gibi...
Sen benim yağmur sonrası toprak kokumdun...
İçime çekemeden,
"Benimsin!" diyemeden,
Gittin...
Havasını solumaya alıştığım bu kente adanmıştın,
Sen varsan var olacaktı herşey ve sen olduğun sürece yaşanacaktı tüm sevmeler...

Gittin...


Sığdıramadığım sevgini,ayrılıkla donatacaktım...
Mecburdum...


Yine sen  varsın diye baktığım tüm yerler burnumu sızlatacak...
Seni görmeyi umduğum tüm yerlerden başımı çevireceğim...

Sen,
Hiç umulmadık anımda,
Yaralarımı sarmama sebeptin...


Sen,
O güzel yürekli adam...

Bil ki, 
Hep seveceğim seni...

Salı, Aralık 08, 2009

Yapamazsın...



Sevmeler sana göre değildi...
Ya da bağlanmak delicesine...
Sevemezdin sen...
Ağlayamazdın hiç gidenin arkasından...

Ah gidişin!...
Hiç  hayr-ı alamet değildi...
Kısa kesilen bir sevda kalmıştı geride...
Umrunda da değildi...

 Kaçtıkça yakalandın...
Vazgeçtikçe bağlandın...
Unuttum dedikçe hatırladın...
 Aslında sevmek istedin...
Ve delice sevilmek...

 Birisi tutmalıydı elinden,
Seni dünyanın öbür ucuna kadar götürmeliydi neşesiyle...
Huzurdu istediğin,
 Çayını yudumlarken keyiflice tat alacağın...
Herşeye nedenin olmalıydı...
Herşeyin olmalıydı...

Olamazdı...
İzin veremezdin...


Sen kaçan oldun,sen vazgeçen...
İşte bu yüzden...
Yapamazsın...
Yürekten sevemezsin sen...









Cumartesi, Kasım 28, 2009

Ben ki yollarımı sana doğru çizmişim...




Yıktığın bu şehir hayrandı sana...

Kalıntılarını toplayacak gücü yoktu ama,

Uğruna feda edilecek çok şeyi oldu,

Sana dair...





Yazılası, çizilesi türden değildi anlatmak istediklerim.

Bir kalem ya da bir kâğıt ile özetlemek haksızlık olurdu bu aşka…

Savruldum…

Savrulurken çarptığım tüm duygular acıttı canımı.

Hepsi sana çıkıyordu bir yerde;

Seninle karşılaşmayı kaldıracak cesaretim yoktu…

Kendimi ararken sen yansıyordun aynalarda…

Suretsizliğimden utandım…



Yanlıştı,

Yokluğunun acısını kadehlerde aramak…

Hiçbir sigara paketinde bulamamak seni…

Şarkılara sövmek, seni hatırlattığı için…

Kendimi bulmaya çalışırken sende kaybetmek…







Günahtı bu denli sevmek seni…/ En büyük günahımdın…


Bana düşlerini ödünç versene,
Merak ediyorum içlerinde var mıyım?
Hadi bir yalan söyle bana
De ki; “sen yaşıyorsun her birinde”
Çocuk gibi inanayım...

Olsun;
Yüzündeki zorlama tebessüm kadar güzeldir,
Yalancı düşler.....
Merhem olur yaraya
Çok hırpaladı kalbimi,
Bu hesapsız vazgeçişler...

Merak ediyorum sendeki beni
Bilmiyorum ne kadarım?
Bana düşlerini,
Bir geceliğine ödünç ver....
Kendime, senin yüreğinle bakayım
 





Cuma, Ekim 23, 2009

Sarı Saçlım Mavi Gözlüm!

 




Üzgünüm!
Hemde çok üzgünüm sarı saçlım, mavi gözlüm!
Layık olamadık sana!
Ne kadar üzgünsündür şimdi,durup bize baktığında!
Neler umdun,neler gördün değil mi?
Affet!
Ne sözlerine sadık kalabildik,ne de yaptıklarının değerini bilebildik!
Hergün senin resminin altında,vatan hainliği yapıldı.
Asla tahammül edemeyeceğin şeyleri gözlerinin önünde yaptılar.
Eminim sarı saçlım,mavi gözlüm! Eminim..
Utandın..Yıkıldın..
Seni dinsiz diye suçladılar aldırmadın,
Hain dediler güldün geçtin...
İğrenç yakıştırmalar yaptılar,
Resimlerini abuk sabuk hallere soktular ilgilenmedin..
Ama,
Canlar verilerek ve canını vererek alınan bu vatana,
Göz göre göre soktular hainleri..
Yıktılar tüm atalarını,haysiyetlerini,şereflerini..
Onlar kendilerini "barış elçileri" olarak görürken ve
buna bir zamanlar senin koltuğun olan yere sahip olanlar kabullenirken,
Sen utandın sarı saçlım,mavi gözlüm sen!..

Bir kadeh rakına taktılar kafayı...
Seni kahpece öldürmeye çalışan bu it soyları,
Rahat rahat işlerine devam ediyorlar bu günlerde..

Rakı içmen hataydı sarı saçlım,mavi gözlüm hata!
Senin hiç bir keyife ihtiyacın olamazdı!!
Hem yaptığın işlere bulurlar bir çirkeflik,
Hem de içtiğin rakıdadır o it soylarının gözü!
Hatalısın..Ömrünü adadığın bu vatandan sana kalan bu kısa zamandan kayif aldığın için!
Senin oğlun olabilirdi,bir gemicik alırdı yahut tavuk çiftlikleri.Belki de küçük yaşta iş adamı olurdu!
Düğün yapabilirdin,boğazda bir yat içinde şeyhlerle beraber !

Ülkenin ekonomisi yerle yeksan iken bir kaç yılda onlarca yıl ileri taşıdın.
Hatalıydın! Teğet geçmesini beklemedin..Psikolojin kötü olsaydı zira ne yapacaktık??

Açılım istemedin "Ne mutlu Türk'üm Diyene!" denmesini istedin sadece!

Yazık!!!

Öfkemi anlatamam..Hele hele utancımı asla Atam!
Mavi gözlerine hayranlıkla bakamıyorum artık!
Sanki suçluyor bakışların..
"Emanetime hıyanet ettiniz,yıktınız tüm güvenimi!" diye ya dersen Atam???


Gücüme gidiyor artık haberleri izlemek...Yüreğim kaldırmıyor o ekrana bakmaya..Pişkin pişkin sırıtan o suretleri görmeye!!

Hala umutluyum!...  Güvendiğin Türk Genci   devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisi olacaktır elbet!!

 Sarı saçlım..Mavi gözlüm..

Çok özlüyor,

Çok seviyoruz seni!!

Pazartesi, Ekim 19, 2009

Ayrılık...



Buruk şarkıları dinleyerek başlamıştı ayrılık havası..Ne yapsa bilemedi yüreği..







Aslı’nın halleri bu belirtileri göstermeye başlamıştı.Nereye dönse yüzü ayrılığa çarpacaktı.Çünkü nereye dönse hep O’nun hayalini görecekti,hep ondan bir şeyler anımsayacaktı çevresinde..Gözleri karardı bir an..Sıkı sıkı yumdu göz kapaklarını..Tekrar açtı gözlerini bu kasvetli havanın hala devam ettiğine inanmak istemedi, tekrarladı..Bir daha bir daha..


Ama aynıydı..


Hem hava,hem de yüreğinin acısı..






Bir sigara içmek istedi.Paketini yokladı az kalmıştı..Bu gece bu paket yetmezdi ama bu soğuk hava da nasıl dışarı çıkacağını düşündü.Biraz daha sonra,” gece olmadan almalıyım” diye erteledi..Yüreğinin yorgunluğu bedenine işlemişti sanki..Paketinde az sayıda kalan sigaradan bir tane çıkardı.Çakmağını yokladı.Lanet olası çakmak yine kayıptı!Çevresine bakındı.


” Nerede bu !” bağırışlarının ardından cebinde buldu çakmağını..Zar zor da olsa yaktı sigarasını..Derin bir nefes aldı sigaradan.Dumanını izlemeye daldı..






“ Ne kadar kolay bitişler!”


“Oysa ne zordu O’nu yüreğime eklemem”






Sesli düşünceleri bir bir yankılandı karanlık oda da..Artık içi kabul etmiyordu hiçbir düşünceyi;dolmuştu zira, birbirini kovalayan noktalama işaretlerinin anlamsızlığından..Mutfağa gitmek istedi,iyice uyuşmuştu bedeni..Bir çırpıda kalktı yataktan,beyninin uyuşmasını istiyordu.Evet evet!Yapmalıydı bunu..Daha rahat söverdi hayata,üç-beş şarkıyı da daha bağıra bağıra söylerdi.Eli telefona gider;ilk önce mesaj yazardı,ulaşmayınca aramaya koyulurdu.Bunu yüzüne karşı söyleyebilme cesareti doğardı:


“-Ben sana bu kadar kötü ne yaptım!Neyin bedeli bu ödettiğin? Neyin günahı çektirdiğin?


(Karşıdan bir süre ses gelmezdi belki..)


Aslı: Sana söylüyorum!Cevap ver!






(Ne diyeceğini şaşırırdı bu cevap karşısında…)


O : Ben..Ben böyle olsun istememiştim!






(Kahkaha duyulmaya başlardı telefonun diğer ucunda,Aslı böylesine gülmemiştir uzun süredir!)


O: Ne yaptığını sanıyorsun sen?






Aslı: Aptalsın sen!Aptal! Nasıl sevdim ben seni?? Nasıl o yüreğini yüreğim bildim!






O:Aslı? İyimisin?






Aslı: Senin yokluğunda ezilen bu bedenin nasıl iyi olmasını beklersin şapşal!”






**




*




*





Gibi bir konuşmanın geçebileceği ihtimalini düşündü..Ama aramak istemedi…


Buzdolabında bir kenara itilmiş,keyif içkisi niyetiyle alınan şarabın efkar içeceğine dönüşmesi birkaç dakila Aslı'nın donup kalmasına neden oldu…Kendine geldiğinde buzdolabından çıkardı şişeyi ve geri döndü odasına..






İçti..İçti..


Beyaz şarabın tadı hiç bu kadar acı gelmemişti..


Yine de içti..


İçtikçe acısı arttı..


Duvara fırlattığı içki şişesinin paramparça oluşuyla kendisine geldi.


Bir an durdu.


Aynaya baktı.


Gördüğü suretin kendisi olduğuna inanamadı.


Hıçkırıkları,isyanları uğultu olmuştu…


Kulak tırmalayan bir uğultu…


Müzik sustu..


Kız olduğu yere yığıldı.


Bilinci açıktı oysa ama hareket edemedi..


Gözlerini kapadı..Yumdu sıkı sıkı..


Süzülen gözyaşları,acının yüreğindeki diğer ismiydi.






Değermiydi?


Bu kadar kolay vazgeçilen bir aşk için,


Yüreğini parçalamaya değermiydi?






Ayrılıklar sevdaya dahil değildi aslında,bu geride kalmışların uydurduğu bir bahaneydi.Çünkü hiçbir ayrılan sevgili kalamadı.Çünkü sevgiler hiçbir zaman, başlarken yaşanan heyecana layık olamadı..Elde kalan hep kırgınlıklar oldu..Ve yeni aşka verilen tövbeler…Onları unutarak sevdaya başlamamız...Bundan belki de…Çektiğimiz çileler, ettiğimiz tövbelerin bedeli…Ve bunlar,hep ağır ödendi…

Pazartesi, Ekim 12, 2009

Suçlamamıştım..Anladım Sadece..


İclal Aydın'ın kitabı çarpıyor bu ara gözüme..İsminden ötürü olsa gerek,ki kitaplarda isimler benim ilgimi çeken ve onları okumamdaki sebep olmuşlardır..Kitabın ismi: " Senin adın bile geçmedi." Eh kitap söz konusu olunca da,Gülden'in bloguna bakmadan olmazdı:) Kitap derlemelerine bayılıyorum..

Diğer İclal Aydın kitaplarına baktığımda yine bir kitabının içinde geçenler dikkatimi çekti..Bu aralar nedense pek hassasım..En ufacık söz,şarkı beni benden alabiliyor..Beni benden alan sözleri ekleyeceğim buraya   sevgili Gülden'in blogundan  :)


Aslında... Senin adın bile geçmedi...
Ama...
Ben seni hiç unutmadım...



Her hayat hikayesi bitmiş bir aşktan yol alıyordu...
Ve her ayrılık bir mektupla başlıyordu.



Sana güzel bir yaz günü gelmiştim. Karlı bir sabahta gidiyorum. Beş mevsim yaşamışız beraber. Beş mevsim bir "İç denizi" kurutmaya yetti...
İşte böyle sevgili....
Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi,
Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi...





Sevilenler, hep beklenenler... Ve beklenenler, hiç gelmeyenler...



Şimdi belki sende benim gibi ölesiye yalnızsındır
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına...
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak
Bir kitap okumaya çalışıyorsundur kimbilir
Belkide anılarını deşiyorsundur bir olmazı
Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi, bir elma yemeği kurarak ,
Saatine bakıyor olabilirsin uykulıu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin
Maphus gibi, tutsak gibi, belki kök gibi,
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir.
Belkide kendini bağışlayamıyorsundur
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
Kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır...
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur.
Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sende benim gibi ölesiye yalnızsındır.
Afşar TUMUÇİN


Suçlamamıştım..

Anladım Sadece..


Suçlamadım seni...Anlamaya çalışıyorum şimdi..

Yüreği güzelim..

Uğruna kadeh eskittiğim..

İçtiğim her sigaranın sebebi..

Canını yaktığım,canına yandığım!

Ne kadar sevdiysem o kadar yaraladım..Hem seni,hem kendimi..

İnsanın elinde olmuyormuş sevdiğim..

Farkında olmuyormuşsun yaptığın bütün dengesizliklerin..

Bilirsin...Üzmek istemem asla seni..

Bir gülüşün yeter bana..Tamamlamam için kendimi..

Yüreğinin bir köşesinde hep olsun yerim,

Sığınabilecek tek yerin olsun,yerim..







Salı, Ekim 06, 2009

Varlığınla,hayatıma kattığın anlama "Sana" teşekkür ederim..


Yüreğinin güzelliğine kapıldım önceleri..Hani böyle bir insan nasıl olabilir ? Nasıl şans eseri girebilir hayatıma ? Diye sorgularken sende buldum kendimi..

Hala birşeylerin boşluğunda ilerlediğimi düşünmek yormuştu beni.Yüreğim kaldıramazdı aslında başka bir yüreği.Bu bir benimseme meselesi.Ve senin yüreğin o kadar hoştu ki,kapısını aralarken tereddüte düşüyor insan.Bağlanmaktan korktum o güzel yüreğine..Sonucunda acı yaşayabilme ihtimalini düşünerek..Senin canını acıtmıştım,farkındaydım.Söylediğin sözlerin benim de canımı bu kadar yakabildiğinde anladım..Kısa bir sürede sana nasıl alıştığımı farkettim.Telefona giden gözlerimin cevap gelmeyeceğini bile bile bakması ama yüreğimin senden gelebilecek tek harfe ihtiyacı olduğunu anladım..Her gece seninle uyuyakalmanın ve her sabah seninle uyanabilmenin mutluluğundan yoksun kaldığım 3 günün sonunda,böyle olmanın daha acı verdiğini anladım..Yine bir sabah hatta sabahın körüydü mesaj yazdığımda :) Hemen cevap vermiştin..Benim hırçınlığıma o kadar şevkatli açmıştın ki kollarını,sana tekrar hayran kalmamak elde değildi..


Şimdi alıştığım o sesini duymadan kendime gelemiyormuşum gibi hissediyorum..Bir bedende can bulmak böyle birşey olsa gerek..Ben seninle tekrar can buldum bu hayatta..Ki bu yüzdendir "CAN" ım diye seslenişlerim sana..

Ve ne güzeldir ki bu yüreği hissedebilmek,uyurken yanındaymış gibi uyuyabilmek..Uyandığında yanağına bir öpücük kondurur gibi uyanabilmek yeni güne,mutlu..


Sevdiceğim,hayatıma anlam, yaşamıma sevgi, günüme güneş, geceme ışık, kalbime ritim kattığın için ve en önemlisi BENİM olduğun için..Seni Seviyorum..


İyi ki varsın..:)

Cumartesi, Ekim 03, 2009

Çağlam..İyiki varsın!

Ruhum..

2005 yılının son aylarıydı hayatıma girişin..Odanın kapısından girişin hala gözümün önünde.Üzerinde kahverengi bir boğazlı kazak vardı.Saçların topluydu.Kulağında da halka küpelerin.Ben ranzanın üst katından biraz uykulu biraz da endişeli gözlerle bakmıştım sana.Kimsenin gelmesini istemiyorduk yanımıza ve bu geleni de kesin kaçırıcaz diye konuşmuşluğumuz vardı diğer oda arkadaşlarıyla..İsimlerini telaffuz etmiyorum sen çok iyi biliyorsun..:) 

Eşyalarını koyup hemen gitmiştin..Tekrar geldiğinde bu sefer yataktan değil kapıdandı karşılamam.Nalet olası sigaramız bitmişti o gün ve hiç paramız yoktu:) Diğer oda arkadaşı senden sigara istediğinde sen bir kutu marlboro light (evet buydu :) )'ı önümüze koymuştun alın istediğiniz kadar diye..Şaşırmıştık.Biz kızı kaçırmayı düşünüyoruz ama kız nasıl bu kadar rahat ve cömert olabiliyor ? diye..Acaba gözümüzü mü boyuyor demeden de edemedik:P O gün eşyalarını bir güzel dizdin dolabına.Daha sonra tam anlamıyla tanışma faslı..


Biliyormusun o anki halin gözümün önüne geldikçe ne kadar çocuksu durduğunu anımsıyor ve gülüyorum:) Çocuktunn iştee...:) Şuan ki halinden daha cılız ve daha çelimsizdin.Ama her zamanki gibi deli!..İlk gün sabaha kadar uyumamıştık seninle..Sende de bende de çene iyi olunca ilk günden konuşacak bir sürü şey bulmuştuk.Sen benim gibi ranzanın üst kısmına yerleştin.Yani üst taraftan da bıdı bıdımızı yapıyorduk seninle :)


Birdenbire birbirimizin hayatında olduk.Sabahlara kadar gülmelerimiz ve muhabbetler bağladı bu arkadaşlığımızı.Benim gibi hastalıklı bir insanı sürekli  hastaneye getirip götüren başında hemşire gibi duran oldun.Hatta o beyaz sakallı sır kapısındaki adamın geleceğini düşünmeme neden olan sebepleri yaratırkende..Gül gül..ben hala gülüyorum :) 

Sana en çok; hiç beklemediğim anda yanımdan gitmek zorunda olduğunda anladım ne kadar alıştığımı..Beni bilirsin kolay kolay ağlamam başkasının yanında..Ama o gün içimden birşeyler kopmuştu..Elimden hiç birşey gelmiyordu ve sen gidiyordun.Daha yapacağımız onca şey varken..Sen arabaya binip gittiğin an,sensiz ne yapacağımı düşünmeye çalışmıştım.Sensiz ben o kahralosı ada da ne yapardım? Şuan aklıma geldikçe gözlerim doluyor be kuzum..Ama yılmadım..Elimden ne geldiyse senin için yapmaya çalıştım.Ve başarılı da oldum ki, sen geri geldin..:) Annen ve babanı kendi ailem bildim.Seni de kendi kardeşim..Dimdik durduk işte ayakta bitanecim! Herkese ve herşeye inat..Başardık..Seni kimsenin korkutamayacağını,pislik atamayacağını herkese anlattık!


Yaşadıklarımız bizi birbirimize iyice bağladı..Ve hep aynı noktalarda kesişti hayat çizgimiz.Aynı zamanda veda ettik okul yaşantımıza..( Şuan da aynı bölümlerde ama ayrı yerlerdeyiz..)Ardından 1 buçuk yıldan fazla görüşemedik internet haricinde.O kadar zor geldi ki bana bu süre..O zaman zarfında anladım bir parçam hep eksikti..Ama kavuştuk en sonunda..Geçen doğum günümde bana en büyük hediyeyi verdin ve benim hayatımdaki en güzel,en özel doğum günümü yaşattın..Yanındaydım..Hiç birşey eksilmemişti hatta geçen zaman daha da çok bağlarımızı kuvvetlendirmişti..Beni gözlerime bakıp anlayabilen ya da ses tonumdan ne hissettiğimi bilen tek kişisin!(az önce aradın,bir kaç gün seninle konuşamadık biraz sitem ettin eminim ki ne olduğunu anlayamadın ama ben bu günü düşünerek biraz senden uzak kaldım :) ) Elim,kolum,yüreğim!Sen benden bir parçasın be kuzum!..Ağladığında ağladığım,bir göz yaşıma herşeyi göze alabilen canımsın!Canımdan ötesin..Yakın zamanda yine geleceğim yanına..Yine beraber olacağız..

Yazıya başlarken o kadar şey vardı ki aklımda..Dile kolay tanıştığımız günden beri hep yanımdasın..İster yüz yüze ister internetten ya da telefondan..Hep yanımdasın işte..Beni benden daha iyi bilen bir kişi varsa o da sadece sensin!


Yine hakim olamıyorum kendime..Ulan sevgilim olsan bu kadar ağlarmıydım bilmem :) Ya da bu kadar kıskanırmıydım seni :) 


Dostum..Kardeşim..Seni ne sıfatla adlandırabilirim bilemiyorum..Ama herşeyimsin bildiğim tek şey bu!..Seni bugün dünyaya  getiren anneciğine teşekkür ediyorum ilk önce!İyiki seni dünyaya getirmiş ki,benim en yakınım olmuşsun,ben olmuşsun!Allah'a şükrediyorum,seninle karşılaşmama nedenler yarattığı için..Ve sana teşekkür ediyorum,beni canından bir parça ettiğin için,dostun,kardeşin yaptığın için!



-Ruh olabilmek,ruhu olabilmek  zordur bir insanın..Sen benim ruhumsun..Hayatında iyi ki dediğin kişi kim? ve hayatının en güzel şeyi nedir? diye sorsalar tereddütsüz vereceğim isim senin ismin olurdu!-

İyi ki doğdun Çağlam..İyi ki yanımdasın..Yıllar sonra iki kokoş nine olup elimizde baston yan yana olduğumuzda yine hayata sövüp güleceğiz..Yine birbirimizin küpelerini alıp bu sefer yaşlılıktan unutup küpelerimizi arayacağız:)

Her zaman yanımda olduğun,olacağın için çok mutluyum ve  sana binlerce kez teşekkür ederim..


Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun..Ama yine söylüyorum..Seni çok seviyorum !


Nice beraber mutlu yıllara...