hoş bişeysi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hoş bişeysi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Kasım 09, 2009

Kuyumcuyu Bulabilmek..



Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin
seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip
iri bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç
para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan
sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.
İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar .
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;
sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği
neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu der
“benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna
bir on lira veririm.”
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce
yerinden fırlar. “Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira
istiyorsun?” Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?” “Ne istiyorsan veririm.”
Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya
başlar:
“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini
istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi
karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki
nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer
tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her
şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından
geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar: “Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”
Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum,
kafam karmakarışık” diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir: “Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden
kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır…

… “”Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan”" …


Zordur bulabilmek kuyumcuyu..Yüreğinizin kuyumcularını bulabilmeniz dileğiyle.. 

Salı, Ekim 06, 2009

Varlığınla,hayatıma kattığın anlama "Sana" teşekkür ederim..


Yüreğinin güzelliğine kapıldım önceleri..Hani böyle bir insan nasıl olabilir ? Nasıl şans eseri girebilir hayatıma ? Diye sorgularken sende buldum kendimi..

Hala birşeylerin boşluğunda ilerlediğimi düşünmek yormuştu beni.Yüreğim kaldıramazdı aslında başka bir yüreği.Bu bir benimseme meselesi.Ve senin yüreğin o kadar hoştu ki,kapısını aralarken tereddüte düşüyor insan.Bağlanmaktan korktum o güzel yüreğine..Sonucunda acı yaşayabilme ihtimalini düşünerek..Senin canını acıtmıştım,farkındaydım.Söylediğin sözlerin benim de canımı bu kadar yakabildiğinde anladım..Kısa bir sürede sana nasıl alıştığımı farkettim.Telefona giden gözlerimin cevap gelmeyeceğini bile bile bakması ama yüreğimin senden gelebilecek tek harfe ihtiyacı olduğunu anladım..Her gece seninle uyuyakalmanın ve her sabah seninle uyanabilmenin mutluluğundan yoksun kaldığım 3 günün sonunda,böyle olmanın daha acı verdiğini anladım..Yine bir sabah hatta sabahın körüydü mesaj yazdığımda :) Hemen cevap vermiştin..Benim hırçınlığıma o kadar şevkatli açmıştın ki kollarını,sana tekrar hayran kalmamak elde değildi..


Şimdi alıştığım o sesini duymadan kendime gelemiyormuşum gibi hissediyorum..Bir bedende can bulmak böyle birşey olsa gerek..Ben seninle tekrar can buldum bu hayatta..Ki bu yüzdendir "CAN" ım diye seslenişlerim sana..

Ve ne güzeldir ki bu yüreği hissedebilmek,uyurken yanındaymış gibi uyuyabilmek..Uyandığında yanağına bir öpücük kondurur gibi uyanabilmek yeni güne,mutlu..


Sevdiceğim,hayatıma anlam, yaşamıma sevgi, günüme güneş, geceme ışık, kalbime ritim kattığın için ve en önemlisi BENİM olduğun için..Seni Seviyorum..


İyi ki varsın..:)

Perşembe, Ekim 01, 2009

Garanti Bankası - Sucu Çocuk Reklamı ..

Dün hangi reklamı izlerken geldi aklıma bilmiyorum ama zamanında dilimize dolanan " su soğuk su.." ve o tatlı çocuğun " teşekkürlerrr.." sözlerini anımsadım birden.Bugün de FriendFeed'de müziğini dinledim..Hey gidi günler demeden yapamıyor insan.Benimde küçüklüğümdü zira o reklamın çıktığı vakitler.Hoş şimdi yaş kemale ermedi ama böyle şeyleri anımsadıkça yaşlanmış hissediyorum kendimi :) Aslında bir yerde seviniyorum çünkü bizler bu daha bir çok şeyin deforme olmadığı zamanları yakalayabilen son şanslı çocuklardık." Playstation "gibi bir uğraşımız olmadı ve " counter strike " oynamamıştık.Bizim tasolarımız bilyelerimiz vardı.Gazoz kapaklarını biriktirir kimin daha çok kapağı varsa en havalımız o olurdu.Şimdiki çocuklara bu yüzden şanslı diyemeyeceğim işte..Evet imkanları belki daha fazla mesela biz hiç ilkokulda slayt gösterisi yaparak ders işlemedik.Kantinde hamburger ile kutu cola içmişliğimiz yoktu.Biz simit,salçalı tost ya da (her yerde varmıdır bilmem ama)bonfirit ile gazoz içmemiz en büyük lüksümüzdü.Hatta çoğu zaman beslenme çantamızdaydı tüm yiyecekler ve biz yerli malı diye güzel bir işleyişe yetiştik. "Magnum "çikolatalarını değil,kayısı ve  çikolatanın güzellll uyumu olan "Cino"lar ile beslendik.Ayrıca altın çikolatalarımızın değeri paha biçilemez.Hangimiz " ben zengin oldum len baksana altınlarıma " diye tüm arkadaşlarına espiri yapmaya çalışmadı ki?Leblebi tozlarımızın o küçük kutularından ağzımıza hoplattığımızda dudaklarımızın kenarlarına dağılan haliyle arkadaşlarımıza maskara oluşumuzu sevdik.İçinde kaymak bulunan külahları hatırlarsınız hatta o kaymağın içinde bir hediye olurdu biz onu yutmamak için direnirdik..İnanırmısınız bu köyümde cino da buldum,kaymak külahlardan da..Hatta o kaymağın ayrı satıldığını gördüm,aldım ve şuan büyük bir zevkle yiyorummm!:)


Hangimiz sokağa çıkmadık ki? Ve hangimizin annesi akşam ezanı okununca hadi kızım/oğlum eve gel demedi ki?:) Akşam ebesi ile bitirirdik bir günümüzü ve ertesi gün tekrar görüşmek üzere ayrılırdık arkadaşlardan..Şimdi insan çocuğunu sokağa bırakmaya korkuyor.E haklılarda.Her gün bir olay,her gün bir cinayet,her gün bir pislik..Kim güvenir de yollar ki?

Biz büyüdüğümüz için mi böyle geliyor diyecek oluyorum ama bu yüzden değil...Bizler ufak şeylerle mutlu olurduk..Daninolarımız da yoktu ama boylu poslu yetiştik:)


Biz büyüdük ve kirlendi dünya;)  Olay bu işte..:)


Nerden nereye geldim ben yine ya..Asıl söylemek istediğim " Sucu Çocuk " reklamıydı..Melih Kibar'ın o güzel bestesi ve Ali Tara'nın yönettiği bu ödüllü reklam kesinlikle hatırlanmaya değer :)


Huzurlarınızdan reklamın videosunu paylaşıp çekiliyorum..:)






Cuma, Eylül 18, 2009

Geceler Kara Tren..Geceler..






Bırak beni en kuytu halimde..
Ya öleceğim ya da bakacağım başımın çaresine..
Gece nöbetlerim arttı git gide..
Kaçtıkça kovaladı beni hayalin,
Anılar bir bir taş oldu önümde..
Etme..
Çık yüreğimden..
Git benden..
Ben yapamıyorum, bari sen tut sensizliğin elinden ..
Al götür benden çok uzaklara..


Kimse anlamaz oldu beni..Ya da ben anlatamaz oldum kendimi..
Bir tek kelimelerim var birde düşlerim,
Heba edilmedik hiçbir şeyim kalmadı sevdiğim ya da vazgeçtiğim..
Hesabını soracaklar benden,halbuki hiç bir hesabım kalmadı bu sevdaya dair..
Çoktan ödedim borcumu!Hatta bir sevda borçlu bu hayat bana!..
İstemem!
Kalsın üstü..Seni alsın benden yeter..

Sadece seninle gülermiş yüzüm,bu gözler -ki hani senin çok sevdiğin! -sadece sen varken ışık olurmuş gecelere..Anladım..

Yüreğimden vazgeçtim,
Gözlerimdeki ışığı ver bana yeter..







Çarşamba, Ağustos 26, 2009

Sen benim hiçbir şeyimsin..

Aslında bir o kadar da herşey..Aslında hiç birşey olamaman mesele.Yani konduramamak kalpteki yerini. Ne sevilen, ne  nefret edilen.Ne arkadaş,ne düşman.Avucumdaki,hani şu kısa hayat çizgimin bitiş yerinden başlayan acım..Gönül sızım..

Şşşşş..

Sensizliğin sessizliği bu,duyamazsın ama hisset.

Her gece yastığa koyduğunda başını uyuyamıyorsan eğer hemen,kalkıp bir sigara daha yakasın geliyorsa uykusuzluktan şişen gözlerine inat,sende de eksik kalan birşeyler var..

Bu karanlığa renk ol sevgili.Bu sessizliğe gürültü ol..

Sevgisiz,sessiz yaşadığın her an;düştüğün kuyunun dipsizliğine hayret edeceksin..Ve sadece taş atıcaklar, çekmesini beklediklerin..

Ah sevdiğim..

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin....

Cumartesi, Ağustos 22, 2009

Sarmaşık ile Gündöndü

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhqKaZEj14F8WSxZDhrSeKHJtjI8DIzl-HYdcTws8tcAlQ0Lj7wqTuM2p1b5ppR_9xPeeb5WPH2p6fS5Eugk26AwOL4jkC-aGxR8E-84sKbClzq8wzLeboEVAXN8DDjL3vjpyLTJM8khd9O/s400/aycicegi.jpg



Bahçenin birinde güneşe sevdalı bir Gündöndü yaşarmış
Onun dibinde de gündöndüye sevdalı bir Sarmaşık .
gündöndü nün gövdesine sımsıkı sarılır.yüzünü ona dönsün onu sevsin diye umutla beklermiş
Gündöndü ise her sabah güneş doğduğunda yüzünü sevda ile göğe çevirip hayran hayran güneşe seyredermiş.
Sarmaşıkcık çaresiz daha bir sıkı sarılırmış gündöndüye.
Ama nafile ,gündöndünün aklı güneşte.
Akşam olup da güneş battığında ,sevdiğini yitiren gündöndü boynunu büker içine kapanır kalırmış üzüntüden
Sarmaşık daha sıkı daha sıkı yapışırmış o zaman
Gel gelelim sabah olduğunda gündöndünün yüzünü kendisine çevirmeyeceğini,güneşle gündöndünün arasına giremeyeceğini bir daha anlamış.

Ama bir sabah minik Sarmaşık uyanınca ne görsün
İlk defa sevgili gündöndüsünün yüzü güneşe değil kendine dönük.
Sevinçten az kalsın çığlık atacakmış ki,gündöndüsü öldüğünü anlamış .
Çünkü sarmaşık sevdiğinin yüzünü kendisine çevirmek için onun gövdesine sarıldıkça ,yavaş yavaş onu boğduğunu öldürdüğünü hiç fark etmemiş.

Gündöndü ölünce sarmaşığın sarılacağı bir şey kalmamış
Zamanla oda sararıp solmuş
Sonra çiftçinin biri gelmiş ikisini de bir kenara koparıp fırlatmış..


Kendimiz için birşeyler yaptığımızı düşünürken,karşımızdakinin ne hissettiğinin farkında olamayız.Bu hikaye bunun için en güzel örnek..

90'lı yıllardan seçmeceler "Çelik "

90'lı yıllardı kendimi bulmaya başladığım yıllar.Ayrı bir tadı vardır bende..Ayrı bir duygusu..Eskiden kasetler vardı tabi böyle mp3 olayları yoktu.Ya kaset alıcaktınız ya da radyo dinleyecektiniz.Beğendiğim sanatçıların kasetlerini alırdım o zamanlar,ya da bu boş kasetler vardı ya hani 60'lık ya da 90'lık,onlardan alır radyoda beğendiğim şarkıları çekerdim.Arada ses kayıtları da yapmıyor değildim :) Müzik benim hayatımın olmazsa olmazıdır.Müzik dönemine bakarsak 90'lı yıllar bana göre Türk pop müziğinin en tavan yılları.Hatta aylar önce Okan'ın programı disco kralındaydı sanırım orda işlenmişti.En enteresan şarkılarında çıktığı en güzel şarkılarında var olduğu yıllar 90'lar..Günümüz piyasasında eline mikrafonu alan şarkı söylüyor furyasına ne kadar da dönse o zamanlar albüm yapanların çoğu enstrüman çalan kişilerdi.Sadece müzik açısından değil tabi ama ben şimdilik müzik açısından ve belirli kişilerden gideceğim.

Ve bugünün talihlisi Çelik..

http://www.dinlefm.com/album/celik.jpg

Asıl adı : Çelik Erişçi.

1966 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.

Aslında müzik dünyasına İzel - Çelik - Ercan olarak atıldı..91' yılında Özledim şarkısıyla ilk albümlerini çıkardı grup..



Komik ama bir o kadarda tatlılar değil mi?

Çok dayanamadı Çelik..Ayrıldı gruptan..Neden ayrıldı bilemicem şimdi..Ama iyi etti.Solo albümleri tabiki o yıllar için çok daha güzeldi.Yoksa dongi dongiden bahsetmiyorum.Aslaaaa...

1994 yılında "Ateşteyim" albümüyle tek tabanca takılmaya başladı..Ateşteyim şu;dum ka ka ka ka ateşteyim ateşte ateşte aklım gitti bir kıza işte hayır mı şer mi bilmem ama ateşteyim ben ateşte naralarını attığı ve zamanında dilimize dolanan şarkılardan biridir..

Bu albümdeki en güzel şarkısı aslında " Meyhaneci "şarkısıdır..Geçmiş aylarda telefon melodim olarak kullanmaktan zevk duyduğum hala hoba diyerek içip oynadığım şarkıdır..Hatta en sevdiğim kısmı; meyhaneci durma söyle bu gece aşkın asıl adı çile mi sence? Ne çilesi babam sanki işkence..İçiyoruz yine bu gece.İçiyorum her gece,her gece başka bir eğlence..İçiyorumm gönlümce hayat güzel sevince..Diye avaz avaz bağırttırma potansiyeli yüksek bir şarkı...



1995 yılında "Benimle Kal" isminde 2. albümünü çıkarmıştır..İşte bu albüm Çelik'in müzik dünyasında tavana fırladığı albüm olmuştur bence..En güzel ve en tadı damağımızda kalan şarkılar bu albümde yer alır..

"Afedersin".. Bu şarkı nasıl anlatılabilir ki? Sevdiğine yüreğini bırakasın gelir..:)
Her gün yeni birşeylerden vazgeçiyorum..Dün de canımdan vazgeçtim sonuna kadar..Değersin her bir saat yeniden ölsemde,kaldı ki ben kimim ölmüşüm kalmışım?..Afedersin halime itiraz etsemde can fazla gelir sen varken hücrelerimde,haykırırım isteyenin bir yüzü kara vermeyenin nur olsun böyledir bizde...;)





Yine bu albümde bulunan " Atam " şarkısı Atatürk sevgisinin ne kadar fazla olduğunu kısmen de beli ediyor..Bu yüzden de daha çok seviyorum bu adamı..




Hala dinlemekten bıkmadığım insanın içine işleyen bir diğer şarkısı.." Dilberim.."
Bu canı uğruna heba etmişim derken salya sümük ağlamamıza neden olur..




İşte bu şarkı sadece albümün değil Çelik'in de Çelik olmasına neden şarkıdır..Evet " Hercai" dediğinizi duyuyorum.Tam üstüne bastınız..Gel yarim ol derken çağırışı yüreğimizi cız eder..Ayrıca klibi de bir o kadar ilgi çekicidir..




Bu albümünün en fıkır fıkır ve insanı gümleseten şarkısıdır " Nazına Ölüyorum" ..Gel yanıma sarıl yenidenn ne çok özledim seni bennn..Tükenen ümitlerimi yeniden taşır yenidennn...Kısmı beni nazına öldürür..:)

Sevemem sevemem başkasına hiç göz süzemem,yalvarırım uzak durma ne olur;başkasını sevemem..Der " Sevemem " şarkında da..


Bu güzel albümünden sonra belki kesmeyecek olan ama yine de sağlam şarkılarının bulunduğu 96' yılında çıkardığı " Yaman Sevda " albümünün aynı isimli şarkısı, ah sevda ah sevda böyle yamann sevda..şarkısı da hızlı ritimli,tam Çelik şarkılarından dedirtecek cinsten...

En sevdiğim şarkılarından " Bu şehirde " şarkısını hangimiz söylemedik ki sevdiğimize?..Bu şehirde sana aşık sana tapan biri var..Oyy oy..

Diğer güzel şarkısı " En sevdiğim olurmusun " dur. En sevdiğim olursan eğer,canım inan herşeye değer en sevdiğim olursan eğer.Aşkım inan başka,değişmem seni başka aşka,bambaşkasın sen bambaşka;en sevdiğim olurmusun? Diye söylettirir ...

Peki söyleyin; kim her sabah bir karanfil koyar gider baş ucuna,kim okşar gözlerini sana her bakışında?Tabiki Çelik...Kim daha çok seviyor..Ben ben ben...:)

Bu albümünde de Atatürk'e olan sevdasından yer etmiş.Yüce Atatürk isimli şarkıyı dinlemelisiniz..

Bir sonraki albümü de " Sevdan Gözüm Bebeği" ile bir kaç parçayla gündeme gelmiştir.Albümle aynı adı taşıyan şarkı ile "Ayrılık deme bana " ne olur ne olur damarıma basma..Ya canımı al ya he de bu adama çünkü o artık sensiz yapamıyor..Şarkısı hit olmuştur.

Bu albümünden 1 sene sonra iki adet albüm çıkarmış.İlki " Sevgilerimle" albümü.Eski güzel şarkılarının derlendiği..Sanırım Çelik yavaş yavaş pilinin bittiğine inandırıyor kendisini ve bu da 90'lı yılların sonuna doğru denk geliyor..

Neyseki aynı yıl çıkarttığı diğer albümü " Onu Düşünürken" durumu biraz toparlıyor...

Bu albümden akılda kalan parçaları, " Ah yar " " Benimle evlenir misin?" "Var mı be " ve " Veda etmem" isimli şarkılarıdır..

Ah yar isimli şarkısı benim favorimdir..Ayrıca bu şarkıya ait klibinde de Çelik uzun saçlarının aksine kısa saçla karşımıza çıkıyor..Bence yakışıyorda..







Yarın ölürsem gidin yare söyleyin
Gönlüm ona yazıldı ona tutuldu

Ah yar yaralıyım yaralı
Ah yar gönlüm kara sevdalı
Ah yar yaram senle sarılır
Seni bana beni sana yazmışlar

Gönlüm sana yazıldı sana tutuldu
Cezam hemen kesildi adı ömür oldu

İşte böyle..Çelik 90'lı yıllarda yakaladığı bu güzel popülerliğin değerini bildimi bilemedimi size bırakıyorum.2000li yıllarda da güzel şarkıları vardır elbet ama bu kadar kalitelileri bir daha çıkmadı..Ama 90'lı yıllardaki etkisi kesinlikle yadsınamaz..

Sevgiler...

Cuma, Ağustos 21, 2009

Oscar neyim halt etsin en iyi ödülleri kaptım ben...

Bu ödül canlarımm hem ஐ๑leithycat๑ஐ hemde KADİR SEVİN tarafından verildi.
Kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum :)

Yanık Saçlı Kız'ım yorumunun hastasıyım :) http://leithycatsemish.blogspot.com
Sinema kadirden sorulur :) http://sinemarket.blogspot.com


İşte ödül kazananın yapması gerekenler:

1)Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
2)Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
3)Ödülün logosunu yayınlayın
4)7 yaratıcı blogeri ödüllendirin
5)Bu 7 bloğun linklerini yayınlayın
6)Ödellendirdiklerinizi bundan haberdar edin
7)Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.

Ödüllendireyim ama artık yaparlarmı bilemem,beni ve bu ödülü kırmazlar umarımmm..:)Ama ben 7 kişi bulamayacağım herkes ödüllenmiş çünkü:P

Üç tas has hoşafım :) http://visnehosafi.blogspot.com/
Bevren..Yeni keşfettim ama yaratıcı bir blog bence..:) http://bevren.com/
Ben ona küsüm aslında ama :)) yaratıcı biri olarak gördüğüm için onu es geçemiyorum.. http://pelikanwt.blogspot.com/

Diğer yaratıcılar ödüllendirilmişler :) O yüzden malesef bu kadar..

Hakkımdaki ilginçliklere gelirsek,ilginç sayılırsa tabi:P

İlk olarak çok dengesizim..Burcumun özelliklerindendir bu ama ben hakikaten dengesizim.Birisini çok severim mesela bir gün..Ertesi gün nefret ederim.Çok gülüş cümbüşüm.Bir anda buz kesilirim.Millet neye uğradığını şaşırır.Ne zaman nasıl tepki vereceğim belli olmaz.Ve tepkimde feci olur..Kimse benim sol yanımı görmesin yani:P



Boğazım benim iğrençtir..Şöyle ki ben baklavanın yanında tam yağlı bir peynir yiyebilirim.Ayrıca bu da çok hoşuma gider.Beni dengeliyor.Yumurtayı çok sevdiğim için her türlü yumurta yapabilirim.Hatta bir ara kıbrısta yurtta kızlarla yumurtalı makarna bile yaptık..Nasıl demeyin valla çok hoş oluyor.Kuru fasulye en az 10 yıldır ağzıma sokmam.Dere otunu tadı benim midemi bulandırır onu da yiyemem.İşkembe,domates,yoğurt çorbası haricinde çorba yiyemem.Balıkta hamsi hariç hiçbirşey ağzıma süremezken, midye kalamar hastasıyımdır.Ayrıca kokoreç yerken aldığım zevki hiç bir yerde alamam:D

Kapalı bir yerde duramam.Uyuyamam.Kışta olsa yazda pencerem hep açıktır.Bu biraz burnumdan nefes alamamaktan kaynaklanıyordu.Burnumu kırdırdım ama bu bende bir tik gibi kaldı.Sanki boğulacakmışım gibi oluyorum..

İhmalkarım..Yani özellikle şu telefon konusunda son zamanlarda hiçççç uğraşasım yok.Yani bu sadece telefonla da ilgili değil.Bilgisayar başına gelirim.Bir konu yazmayı düşünürüm.Ya boşver merve diye söylenir vazgeçerim.Arkadaşlarımıda bu yüzden çok ihmal ettim..Üzgünüm..:(

Çok unutkanım.Az öncede telefonu şarja koydum ama açmayı unuttum:D Açıcaktım sözde..Habire birşeyler unutuyorum..Hatta geçen sene nüfus cüzdanımı aradım bulamayınca kaybettim sanmıştım ama meğer evde dosyanın içindeymiş.Şimdi iki nüfus cüzcanım var:D

Hiç birşeyden korkmam şu böcekten korktuğum kadar. Ve tiksinirim feci halde..O yaratıkların var olduğu yerde uyuyamam.Bir kere görmem yeterlidir.Huylanırım.Kaşınırım vs vs..ıyy..

Son olarak sakız çiğnenmesinden ve ünlem işareti kullanılarak mesaj yazılmasından nefret ederim.5 sene önce kıbrıstayken çok yakın arkadaşımın kalbini bunun için kırdım.Keza Emetteki kızlarında canına okuyorum bu yüzden ve Allah'tan öğrendilerde bakışımdan anlıyorlar:)) Mesele sakız değil.Sakızın nasıl çiğnendiği.Sevişiliyor sakızla resmen.Artık kıl kaptım bir kere ağızda gezdirilse bitti benim için.Yazarken ünlem işareti kullanmak konuşurken emir kipiyle konuşmanın aynısıdır.Ünlem işaretini kullanmaya karşı değilim sadece gereken yerlerde.Başkalarına hitap ederken asla kullanmam çünkü ben nefret ederim..Biri bana bu şekilde birşey söylese,o kişi ölüdür artık.Bu annemde olsa en yakın arkadaşımda olsa böyledir..


İşte böyle :)

Çarşamba, Ağustos 19, 2009

Sevmek mi? Sevilmek mi?

sevmek.jpg image by Ayshegul2007



Evet sevmek mi sevilmek mi? Hangisini içimize sindirmişizdir hayatımızda?

Bazen sevilmek için sızlanıp durur,başkalarına adarız hayatımızı..O'nsuz olmaz deriz,yaşamak işkence gibi gelir.

Acaba bu bizim sevme güdümüzden mi kaynaklanır?

Nasıl demeyin.Düşünün; hep birşeylere ait hissederiz kendimizi.Hep birisinin yüreğini liman kabul ederiz.Aslında bu ihtiyaç tamamen yine kendi "mutluluğumuz" içindir.Yani ilk önce kendimizin mutluluğunu önemseriz.İnsanoğluyuz elbet..

Mesela birisini deli gibi severiz.Hakikaten deli gibidir içimizdeki duygular.Şizofreni şekilde bağlarız kendimizi.Benim olmalı deriz.Ama O'nun bizimle mutlu olacağı ne malum? Ya O'nun içindeki sevgi nehri bize mi akar?

Eğer zaten beraber değilseniz akmıyordur.Yani o sizi ya sevmiyordur ya da sizin O'nu sevdiğiniz kadar coşkulu değildir.O'nun kalbi başkasındadır belkide..He bu da bizim hiç mi hiç umrumuzda olmaz.Varsa yoksa bizi sevsindir.O'nun duygusu düşüncesi umrumuzda değildir.Gözümüz bunu göremeyecek kadar körleşmiş,mantığımız bu konuda körelmiştir.

Yani demem o ki,biz sadece severiz.Ve sevilmeyi kendimizde en büyük hak olarak görürüz karşımızdaki kişi tarafından.

Çoğu yeşilçam filmlerinde bu geçer.Yoksul ama güzel esas kız mahallenin yakışıklı delikanlısı olan esas oğlana yanıktır.Esas oğlan da esas kıza tabi..Gün gelir bu esas kızın gözü yükseklere uçar.O sırada zengin ama bencil bir erkek bu esas kızı baştan çıkarmaya çalışır.Paraysa para ne isterse serer önüne esas kızın.Bu sırada esas oğlan,esas kızla yapacağı düğünün peşindedir.Hayaller kurar,gece gündüz kaytanbıyıklı bir fabrikatörün işçisidir.Ki aralarıda çok iyidir fabrikatörle..Esas kızın gözünü bencil adamın paraları malı mülkü döndürmüştür.Gönlü esas delikanlıdadır ama yıllardır çektiği sefalet ve yoksulluk bu rahatlığı kaldıramamıştır.Esas oğlanı bir güzel itip elinin tersiyle parayla yakaladığı hayata kucak açmıştır.Esas oğlan o kadar içerlemiştir ki bunu,hem kendini meyhane köşelerine atmıştır hemde fakirliğine söverek öc alma işlemlerine plan yapmaktadır.Bu arada esas kız zamanla paranın saadet getirmediğini anlar.Pişman olmuştur eliyle esas oğlanı ittiğine.Bencil adam mutludur ama.Parasıyla esas kızı elde etmiştir çünkü.O'na katlar yatlar kürkler almıştır.Daha ne olsundur.Esas kız da yanında.Oh mis..Önemli olan budur O'nun için.. Gel zaman git zaman bu bencil delikanlının işleri kötüye gitmiştir.Maddiyat epeyce gerilemiş esas kızı memnun edememektedir.E kaynak bitincede esas kız iyice rahatsız olup silkelenip kendine gelir.Para olmadan bencil adamın yanında durmak mümkün değildir.Gönlü hala esas oğlandadır..Esas oğlanda kaytanbıyıkla samimiyeti ilerletmiş bu da zaman zaman yalakalık yapma durumuna sürüklemiş ama istediğinide başarmıştır.Kaytan bıyıklı amansız bir hastalığa yakalanır ve bütün bu servetini esas oğlana bırakır.Delikanlı artık çok zengindir.İşçi olarak süründüğü yerde artık büyük patrondur.Şimdi sıra esas kızın kaçtığı artık zenginliği tırışka kalan bencil adamın işini satın almak ve esas kıza gör dünyanın kaç bucak olduğunu dedirtecek hareketler yapmaktır.Boşta durmaz bencil adamın kız kardeşi vardır o da en az esas kız kadar hoş bir hatundur.Ve iyidir de çünkü paranın saadet olmadığını o önceden anlamıştır böylece esas oğlanla aşna fişneyi rahat yapar O'na gönül verir.Esas oğlanda aslında boş değildir.Esas kız bunu öğrenince deliye döner gider bencil adama çatar.Bencil adam çat diye lafı yapıştırır ben seni zorla yanıma getirmedim paramı sevdin uleeeyyn der ve bir de tokat atar.Esas kız aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyıktır.Hem bencil adamın parasından olmuş hemde esas oğlandan olmuştur.Bir gün karşısına çıkar esas oğlanın.Delikanlı derki, fiyatın ne kadar kahpeee bende satın alıcam seni diye soktuğu laf esas kıza öyle bir girmiştir ki çıkası yoktur.Yerin dibinde villa alsa anca geçinecektir.Tabi bencil adam bu durumu yediremez ve esas kızı da yedirtmez.Kardeşini yoldan döndürememiştir zaten o esas oğlanındır artık.Gel zaman git zaman bu esas oğlanla esas kız birbirleriyle konuşmaya çalışsalarda artık iş işten geçmiştir.Ve bu olayın sonunda bencil adam ilk esas kızı vurur sonrada intihar eder.Kaytanbıyıklının parasıyla zenginliğin dibine vuran esas oğlan bencil adamın kardeşiyle kalmıştır.Artık dünya onlara güzeldir ve film böyle bitmiştir..

Hayat tabiiki filmlerdeki gibi sürmez ama öz olarak benzerdir..

Nazım Ustada der ya Tahirle Zühre Meselesi'nde: "Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil."

Bundan daha güzel açıklanabilirmiydi bilemem.Doğru..Elmayı seviyorsun diye elmanın seni sevmesi şart olmamalı.Sen O'nu severken karşılık beklememelisin.Çünkü bu senin gönlündür.Ve severken O'nun kalbinden izin almamışsındır.İzin almakla zaten olmayacağı için bu iş,O'nun da seni;senin kadar sevmesini bekleyemezsin.O seni sevmesin bırak sen sev..Varsın O'nun başka bir sevdiği olsun..Olsun yahu! Sevmek O'nunda hakkı..Ve bu O'nun meselesi.Sen kendi meselene bak.Sevmeyen yürekler bir taştan farksızdır.Sen taş olma.Ama başkasını da zorlama.Sevmek gönül işidir.Sevebilmek hemde karşılık beklemeden en güzel yürek işidir.

Yüreğinizi sevmelere kapamayın..Sevin..Sevdikçe büyür yürekler..Sevdikçe bir çiçeği,bir meyveyi ve bir sevgiliyi; hayat daha çok yaşamaya değerdir.

Sevgiyle kalın :)...

Salı, Ağustos 18, 2009

Bir garip "MİM"liyim blog yolunda...


Bir süredir görüyordum mim olayını ve değişik hallerde yapılıyor.Güzel birşeyde insanın canı çekiyor euheuhe:D Sağolsun beni de
mimlemiş:) O attı pasını ahanda ben tuttum oni tuttum oniii..

En sevdiğiniz blogger Pelikan Blog

Beni bu blog deryasına atan,attığı ile kalmayıp her kahrımı çeken kişidir.Beni sen yarattın Pelikann :D

Pelikan® - ait Avatar


En sevdiğim yer Denize kıyısı olan heryer

Seviyorum ulen..Özellikle Kıbrıstayken Girne limanında oturur karşıda Türkiye..Söverdik anasını sattımının adasına bi kulaç atsakta gidemezdik..Gitsemde öyle ahım şahım bir yüzme bilmem boğulurum kalırım boyumun geçtiği yerde..O zamandan beri sahil kıyıları benim ruhumu açan yerler olmuştur.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjqKTWX4wnlRaG7SIznRsmjnqzus5hr1IFKDU9E72hUbqMmzcgh2NiDcf7AVducnhtbaYN_9ct20wlmSxNssaknSQX4T0be1oWIryTqtG-ko3GISwilYI7ZFuHfQyEFMzbaTuY_Tk6ny2EO/s320/sahilde.jpg


En sevdiğim aksesuar Küpe

Aslında bir zamanlar hızmaydı da burnumu kırdırdıktan sonra ondan da feragat ettim.Küpeleri severim 5 delikte manyak şeyler takarım hiç alakasız hemde yeri gelir şıkır şıkır yeri gelir kuantum fiziği denginde...( Bu da ne demekse??)

http://www.10marifet.org/imaj/sefa97/3rdattemptnewwebsite-design042001-1-2.jpg


En sevdiğim tv programı Yemekteyiz

Anacım şuan zaten adam gibi bişey yok televizyonda annem sağolsun bu tarz şeylerin hastası.Bende uzun süre evde durmak zorunda biri olarak bu programla stres atıyorum.Habire sövüyorum mesela dereotu kullananlara.Bide şu masada kavda edip sürpriz diye yaptıkları ki herkesin genelde aynı şeydir müzik çalar millet oynar buna da sürpriz derler ya..birşey yokmuş gibi davranmaları..Ayrıca naimciydim ben.Ha birde halk adamı faikci..




En sevdiğim hayvan Yakın temasta olmadığım hayvan

Kınamayın efendim kınamayın! ben uzaktan severim hayvanı.Mesela hav hav derim onunla aynı dili konuşabilmek için.Gel pisi pisi derim ama gelmesini istemem kedinin.Zaten beni görünce kaçası tutuyor hayvanın.Kuş severim kafeste ama asla tepemde dolaşmasın.Bazen hoşttttt leynn yada yörü git lan dolanma dibinde ısırcanmı nedir de diyorum affınıza sığınaraktan.Bi ara bi köpeğim vardı şaşkın isminde..Öldü lan hayvan..Şaşırdım bende..Bi daha ııh dedim..Ondan ötürü..

http://www.gezginturk.net/editorfiles/cemy%C4%B1lmaz-sas%C4%B1%20reklam.gif


En sevdiğim içecek Alkol barındıran

Ayrım yapamadım.Yapsam vodka biraya küsecek..Sonra rakıya gidip dedikodu yapıcak.Annesi şarap beni kınayacak..Kocası viskiyle görüşmemi yasaklayacak...Falanda filan..Alkol olsun içimi hoş etsin bende teyyy teyy teyy tipinde salak bir rahatlık ve gülümseme oluşsun..




Ha bu arada alkolik değilim..Düzenli içiciyim :D:D

En sevdiğim tatlı Çikolata

Dünyaya gelmiş en güzel şey bu ya..Çikolata ve çikolatalı bilumum tüm tatlılar.Olsa da yesek mesela bi profiterol! Oyyyy acıktım..

http://www.yemektariflerin.net/editorfiles/profiterol%5B1%5D.JPG


En sevdiğim yemek Patlıcan musakka

Patlıcan ve kıymanın bileşimi..Eti de severim zaten..Yani sadece kırmızı et.Balık ve tavukla aram iyi değildir.Zaten çok seçerim şu yemekleri.Buldummu iyisinide hüpletir gümletirim..




En sevdiğim film Hayat Güzeldir

Adamları sevmesemde hatta Almanları fena desteklesemde sabun konusunda,bu film bende tuhaf bir etki bırakmıştır..Adamın çırpınışı özellikle..

http://iearn.org/hgp/aeti/aeti-1999/images/life-is-beautiful.jpg


En sevdiğim pc programı Winamp

O olmasa halim nicedir bilmem..Media player da hiç tat almam zaten.Ben müzik dinlemesem ölürüm.Kendimi depresyona nasıl sokucammmm..

http://www.sizinonline.com/wp-content/uploads/2009/02/winamp.jpg

Hatta benim winamp aynen böyle.


En sevdiğim renk MAVİ

Bütün dünya buna inansa bir inansa hayat MAVİ olsa...İnsanlar melül melül baksa ah anlasa herkes adamm olsaa! Bana göre derinliktir ve gizemlidir..





En sevdiğim çizgifilm karakteri Şirinler

Küçükken hep ormana gittiğimde sessiz oldum uslu çocuk oldum hatta lanet evlerini aradım ama bulamadım..Yine de severim ben şirinleri..Gargamel aşkınaaaaaaa...


http://img186.imageshack.us/img186/9113/41917123rs5.jpg

En sevdiğim yazar Nazım Hikmet

Aslında Nazım Hikmet,Attila İlhan,Can Yücel 3'ü bir aradadır benim için..Hatta bir kuuple paylaşayım Nazım'dan..


https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiDgVaP9NUyG7mWNLOLDbvhy18og0jyjkrX50KuFqR9AS9LhGTn3edCNwT5LsP9vuulA154djTfrXEe0w-ZQaUXxyBOuUAUrVOTygDXNomeeB1cWQXCHJbDtP3-3p2goH9dDkaPi8Vmhm4/s400/nazim.jpg

Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.


İşte benim mim şeysim..Tekrar 'e sevgilerimi hörmetlerimi sunar bir günde kahveye davet ederim..Gel bak ben sana dedikodu nasıl yapılır göstercem :)))

Bende mimliyorum ulen..Pelikan yaparmı bilmem ama bela olurum yine başına kurtulmak için yapar :)))


Visnehosafi 'na atıcam topu birde beni kırmaz umuyorumm:P

Mehbup'cum çok şekerdir o da yazar diye düşünüyorum :))

Neslihan..Seni de mimliyorum:)

Yazanlara sevgiler yazmayanların kaynanası 150 yaşına kadar yaşasın emi..