Perşembe, Mart 04, 2010
Biri olmadan, öbürü olmazmış. "Balık Masalı"
Biri olmadan, öbürü olmazmış. Bu böylece yazılsınmış.
Bir Rus köyü'nde iki balık yaşarmış. Biri turuncu ve
İri, öbürü korkak ve İnce. Bütün çiftler de böyledir
biraz düşününce.
İri sormuş birgün. 'Madem bütün bu denizler birbirine
bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine
yüzüp duruyoruz? Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni
sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz
mıydık?' Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf. Çünkü onun
mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterlidir. Gerisi hava
su değişikliğidir ki, insan bundan beslenemez.
Balıklar hiç...
Katıldı yine de, düştü İri'nin peşine. Akıntıya
bıraktı kendini. Bunlar beraberce, İstanbul ve
Çanakkale boğazlarını geçtiler. Geçerken eğlendiler.
Fakat bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek
için suya ağ atmıştı. Ve bizimkiler farkına varmadan
bu ağa takıldılar. Daha doğrusu İri takıldı. İri ya.
İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem
inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri'yi. 'E,
tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli
değilim, eriyip gidecek gibiyim' diyerek, onun
gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile
mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da... Çünkü aşk,
suyun içinde de aşktır.
Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Fakat
İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı.
Pulları dökülüyordu hergün ve gün geçtikçe daha da
yavaşladı. Hatta durdu birgün. Atlantiğin ortasında.
Ya döneceklerdi ve İnce kurtulacaktı. Ya da tek bedene
düşeceklerdi. Çünkü herkesin Küba'ya kadar yüzecek
nefesi kalmayabilir. Hele hastaysa. İri, Küba'ya
gitmeyi seçmeden önce, biraz düşündü. O düşündüğü süre
kadardı sevgisi, ki o da çok sayılmazdı. En başta
sıkılan oydu köyün kıyısından. Demek aslında gitmek
istiyordu İnce'sinin yanından. Ama bizimki bu durumu
anlamadı. Ve onunla Küba'ya varmak için son çabalarla
yüzdü. İnsan, sevdiğiyle geçen zamana doyamadığı kadar
aşıktır. Balıklar da...
'İki dakika daha beraber yüzmek, tek başına sağlığına
kavuşmaktan iyidir' bile dedirtir aşk insana.
Dedirttiği gibi İnce'ye. İki dakika kadar yüzdü ve
öldü. Yukarı doğru çıkarken zayıf gövdesi,
kılçıklarına kadar mutluydu ve gülüyordu. Koca bir
balina onu yuttu, bunu da biliyordu. İri, tek kaldı
ama, suyun ucunda Küba vardı. Var gücüyle yüzdü.
İnce'yi unuttu. İnce'yi unuttuğu kötü oldu. Çünkü
onlar birbirlerine 5 saniyede bir, nereye gittiklerini
hatırlatıyorlardı ve şimdi 10 saniye geçmişti ve
katiyen hatırlamıyordu. Ne İnce'yi, ne Küba'yı ne de
adının İri olduğunu. İnsana adını başkaları
hatırlatır, balıklara da...
O yüzden kayboldu derin sularında Atlantiğin. Ve koca
bir balina onu da yuttu. Fakat mucize bu ya, balinanın
midesinde İnce'yi buldu. Meğer onları yutan aynı
balinaymış, İnce ölmemişmiş, tam tersi midenin
sıcaklığında dirilmişmiş. Ama oradan çıkarsa ölecek.
İri de oradan giderse, nereye gittiğini ve adını
unutucak. O yüzden, artık ikisi de buradalar. Ne fark
eder. İnsana sevdiğinin yanı cennettir. Sevmeden
hiçbir şeyin tadı olmadığını, bu hikayeyi bilen bütün
balıklar bilir.
Ya insanlar?
Cumartesi, Ekim 03, 2009
Çağlam..İyiki varsın!
Ruhum..
2005 yılının son aylarıydı hayatıma girişin..Odanın kapısından girişin hala gözümün önünde.Üzerinde kahverengi bir boğazlı kazak vardı.Saçların topluydu.Kulağında da halka küpelerin.Ben ranzanın üst katından biraz uykulu biraz da endişeli gözlerle bakmıştım sana.Kimsenin gelmesini istemiyorduk yanımıza ve bu geleni de kesin kaçırıcaz diye konuşmuşluğumuz vardı diğer oda arkadaşlarıyla..İsimlerini telaffuz etmiyorum sen çok iyi biliyorsun..:)
Eşyalarını koyup hemen gitmiştin..Tekrar geldiğinde bu sefer yataktan değil kapıdandı karşılamam.Nalet olası sigaramız bitmişti o gün ve hiç paramız yoktu:) Diğer oda arkadaşı senden sigara istediğinde sen bir kutu marlboro light (evet buydu :) )'ı önümüze koymuştun alın istediğiniz kadar diye..Şaşırmıştık.Biz kızı kaçırmayı düşünüyoruz ama kız nasıl bu kadar rahat ve cömert olabiliyor ? diye..Acaba gözümüzü mü boyuyor demeden de edemedik:P O gün eşyalarını bir güzel dizdin dolabına.Daha sonra tam anlamıyla tanışma faslı..
Biliyormusun o anki halin gözümün önüne geldikçe ne kadar çocuksu durduğunu anımsıyor ve gülüyorum:) Çocuktunn iştee...:) Şuan ki halinden daha cılız ve daha çelimsizdin.Ama her zamanki gibi deli!..İlk gün sabaha kadar uyumamıştık seninle..Sende de bende de çene iyi olunca ilk günden konuşacak bir sürü şey bulmuştuk.Sen benim gibi ranzanın üst kısmına yerleştin.Yani üst taraftan da bıdı bıdımızı yapıyorduk seninle :)
Birdenbire birbirimizin hayatında olduk.Sabahlara kadar gülmelerimiz ve muhabbetler bağladı bu arkadaşlığımızı.Benim gibi hastalıklı bir insanı sürekli hastaneye getirip götüren başında hemşire gibi duran oldun.Hatta o beyaz sakallı sır kapısındaki adamın geleceğini düşünmeme neden olan sebepleri yaratırkende..Gül gül..ben hala gülüyorum :)
Sana en çok; hiç beklemediğim anda yanımdan gitmek zorunda olduğunda anladım ne kadar alıştığımı..Beni bilirsin kolay kolay ağlamam başkasının yanında..Ama o gün içimden birşeyler kopmuştu..Elimden hiç birşey gelmiyordu ve sen gidiyordun.Daha yapacağımız onca şey varken..Sen arabaya binip gittiğin an,sensiz ne yapacağımı düşünmeye çalışmıştım.Sensiz ben o kahralosı ada da ne yapardım? Şuan aklıma geldikçe gözlerim doluyor be kuzum..Ama yılmadım..Elimden ne geldiyse senin için yapmaya çalıştım.Ve başarılı da oldum ki, sen geri geldin..:) Annen ve babanı kendi ailem bildim.Seni de kendi kardeşim..Dimdik durduk işte ayakta bitanecim! Herkese ve herşeye inat..Başardık..Seni kimsenin korkutamayacağını,pislik atamayacağını herkese anlattık!
Yaşadıklarımız bizi birbirimize iyice bağladı..Ve hep aynı noktalarda kesişti hayat çizgimiz.Aynı zamanda veda ettik okul yaşantımıza..( Şuan da aynı bölümlerde ama ayrı yerlerdeyiz..)Ardından 1 buçuk yıldan fazla görüşemedik internet haricinde.O kadar zor geldi ki bana bu süre..O zaman zarfında anladım bir parçam hep eksikti..Ama kavuştuk en sonunda..Geçen doğum günümde bana en büyük hediyeyi verdin ve benim hayatımdaki en güzel,en özel doğum günümü yaşattın..Yanındaydım..Hiç birşey eksilmemişti hatta geçen zaman daha da çok bağlarımızı kuvvetlendirmişti..Beni gözlerime bakıp anlayabilen ya da ses tonumdan ne hissettiğimi bilen tek kişisin!(az önce aradın,bir kaç gün seninle konuşamadık biraz sitem ettin eminim ki ne olduğunu anlayamadın ama ben bu günü düşünerek biraz senden uzak kaldım :) ) Elim,kolum,yüreğim!Sen benden bir parçasın be kuzum!..Ağladığında ağladığım,bir göz yaşıma herşeyi göze alabilen canımsın!Canımdan ötesin..Yakın zamanda yine geleceğim yanına..Yine beraber olacağız..
Yazıya başlarken o kadar şey vardı ki aklımda..Dile kolay tanıştığımız günden beri hep yanımdasın..İster yüz yüze ister internetten ya da telefondan..Hep yanımdasın işte..Beni benden daha iyi bilen bir kişi varsa o da sadece sensin!
Yine hakim olamıyorum kendime..Ulan sevgilim olsan bu kadar ağlarmıydım bilmem :) Ya da bu kadar kıskanırmıydım seni :)
Dostum..Kardeşim..Seni ne sıfatla adlandırabilirim bilemiyorum..Ama herşeyimsin bildiğim tek şey bu!..Seni bugün dünyaya getiren anneciğine teşekkür ediyorum ilk önce!İyiki seni dünyaya getirmiş ki,benim en yakınım olmuşsun,ben olmuşsun!Allah'a şükrediyorum,seninle karşılaşmama nedenler yarattığı için..Ve sana teşekkür ediyorum,beni canından bir parça ettiğin için,dostun,kardeşin yaptığın için!
-Ruh olabilmek,ruhu olabilmek zordur bir insanın..Sen benim ruhumsun..Hayatında iyi ki dediğin kişi kim? ve hayatının en güzel şeyi nedir? diye sorsalar tereddütsüz vereceğim isim senin ismin olurdu!-
İyi ki doğdun Çağlam..İyi ki yanımdasın..Yıllar sonra iki kokoş nine olup elimizde baston yan yana olduğumuzda yine hayata sövüp güleceğiz..Yine birbirimizin küpelerini alıp bu sefer yaşlılıktan unutup küpelerimizi arayacağız:)
Her zaman yanımda olduğun,olacağın için çok mutluyum ve sana binlerce kez teşekkür ederim..
Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun..Ama yine söylüyorum..Seni çok seviyorum !
Nice beraber mutlu yıllara...