ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 20, 2010

Sonunda





Tam blogger'ı açtığım anda,O'nun hakkında yazıcakken hemde ilk önce çağrısını aldım.İnanamadım...

Bugün en başa dönersek,dersin erken olduğuna isyan ettiğim bir şekilde uyandım.Hava çok güzeldi,insan kendini daha iyi hissediyor böyle anlarda.Hazırlanıp okula gittiğimde bahçede oyalandık arkadaşlarla derse geç girdik.Bu hafta ilk defa girdiğim dersti.En arkaya geçtik.Hocaya baktım,tuhaf oldum :) Genç ve çok tatlı biriydi.Aslında bundan çok O'na acayip benziyordu.Bu yönüyle daha çok dikkatimi çekti.10-15 dakika baktım sürekli.Sonra arkadaşıma: "O'na benzemiyor mu?" dediğimde "Ben de bunu söyleyecektim çok benziyor!" dedi.Şaşırdım ve bir o kadar kötü oldum.Hep kaçmıştım O'na ait şeylerden.O'nunla olduğumuz,karşılaştığımız  yerlerden.Aslında bu şehirde gördüğüm ne varsa hepsi O'na aitti.Hep hatırlatırdı...O'ndan kaçmak istemiştim 2 aydır.Ama ilk defa bugün yüzleştim kendimle.Ne kadar kaçarsam kaçayım yakalanıyordum...Ve hep kendimden kaçıyordum,O'nu içimden  geçiştirmeye çalışırken.Bu sefer sobelenmiştim.Kaçarım yoktu farkındaydım.Hiç aralara çıkmadım derslerde,müzik dinleyip pencereden baktım ve O'nu düşündüm.

Çok özlemiştim.Elimde olmayan bir ayrılık ve özlem.Bir yanım ulaşmak istiyor,bir yanım sus pus kalmamı.Hep vedalaşırken gördüğüm yüzü aklıma geliyor;üzgün hali beni daha da beter yapıyordu.Dayanılmaz bir his...

Daha fazla duramadım derste.Akşamı edemeden çıktık arkadaşla.Bugün içmeyi de kafaya koymuştum.Güzel bir mangal yaparız,  rakılarımızı  içer, sohbet de eder havamızı değiştiririz isteğiyle güzel bir akşam geçirdik.Yaklaşık 2 saat önce de odama geldim." Mustafa Ceceli - Dön " şarkısını söylerek blogda birşeyler yazıcaktım.O an telefonum çaldı.Hiç ilgilenmezdim ama gayri ihtiyari baktım çağrıya.İnanamadım,saat 2 buçuk gibiydi ve bu saatte beni nasıl arayabileceğini düşündüm.Oydu..Hemen mesaj attım.

"Sonunda..."

Bugün bu kadar andığım,2 ay sonra ilk defa  yokluğuna bu kadar üzüldüğüm;nasıl bir tesadüftür ki  ben ulaşamadan O ulaştı bana.Kıyamadığım hastaymış meğer.Çok zor bir ameliyat geçirmiş...1 aydır hastanede yatıyormuş.Dün kendine gelebilmiş.Pazartesi günü ise burda...

Neye sevinip neye üzüleceğimi şaşırdım.Beni kendinden haberdar etmesine çok mutlu oldum ama canı yandığına kahroldum!

Yeniden O'nu görebileceğim ve bu sefer kıymetini daha iyi anlayarak yanında olacağım şüphesiz!.

Pazartesi günü nasıl gelir şimdi!Çok çabuk geçen bu haftasonları ne zulüm olur bana!

Mutluyum hemde çok...İyi olduğunu ve geleceğini biliyorum.

Sonunda...







Çoğaldı git gide,yokluğun dağ gibi..
Atılmış üzerime ağ gibi..
Zaman ilaç değil,yanmaya alıştıran
Hepsi sönsede yanan
Tek bir çıra gibi
Kimbilir kaç ilkbahar yaz, sonbahar kış
Aylar mevsimler derken
Seneler sensiz geçti
Büyüdü ağaç oldu çoktan
Ektiğimiz fidanlar gölgesinde
Kaç gün geceyi zor ettik

Dön dayanamıyorum artık..
Dön bu ne çok yalnızlık!
Çık gel ne olursun apansız..
Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız!


Uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
Tükenmiyor ümit bir olmazı bekliyorum
Bulur mu bulur benide
Günün birinde bir mucize
Duayı duaya ekliyorum...

Cumartesi, Ocak 02, 2010

Ben yoruldum...Söyle,senin gücün var mı hala ?

Yorulduğumu hissediyorum..
Beklediğim kadar yoruldum...
Sevdiğim kadar...

Zıt kutuplar hiç çekmezdi aslında birbirlerini...
Yani çekerdi ama,
Gök gürültüsü olurdu mutlaka...
Ardından sağnak bir yağış...
Güzeldi ıslanmak o yağmurun altında.
İliklerine kadar ıslanmak...
Hiç sıcak olmasa olabilirdi,
Hatta hiç güneş doğmasa.
Kabulüm...

 Ama kuruyordu üstüm.Ağır gelmeye başladı kıyafetlerim.
Rüzgar da başlamıştı üstelik esmeye...
Yoruldum...

Şarkı da söylediği gibi...


"Bir rüzgara kapıldım gidiyorum,

Sonu hayır mı? Şer mi  ? Bilemiyorum...

Hem çok seviyorum dostlar başına!
Hem sıcak demir aşk olsun tutana...

Hem çok seviyorum düşman başına!
Hem sıcak demir aşk olsun tutana..

Ben yoruldum;
Söyle senin gücün var mı hala?
Kaç yenilgi var?
Söyle ömürde Allah aşkına!

Akışına bıraktım gidiyorum...
Sonu hayır mı ? Şer mi ? Bilemiyorum...

Hem eriyorum günden geceye!
Hem kapı duvar verilmiş sözlere...

Ben yoruldum;

Söyle senin gücün var mı hala?

Kaç yenilgi var?
Söyle; ömürde Allah aşkına...




Salı, Aralık 08, 2009

Yapamazsın...



Sevmeler sana göre değildi...
Ya da bağlanmak delicesine...
Sevemezdin sen...
Ağlayamazdın hiç gidenin arkasından...

Ah gidişin!...
Hiç  hayr-ı alamet değildi...
Kısa kesilen bir sevda kalmıştı geride...
Umrunda da değildi...

 Kaçtıkça yakalandın...
Vazgeçtikçe bağlandın...
Unuttum dedikçe hatırladın...
 Aslında sevmek istedin...
Ve delice sevilmek...

 Birisi tutmalıydı elinden,
Seni dünyanın öbür ucuna kadar götürmeliydi neşesiyle...
Huzurdu istediğin,
 Çayını yudumlarken keyiflice tat alacağın...
Herşeye nedenin olmalıydı...
Herşeyin olmalıydı...

Olamazdı...
İzin veremezdin...


Sen kaçan oldun,sen vazgeçen...
İşte bu yüzden...
Yapamazsın...
Yürekten sevemezsin sen...









Pazartesi, Ekim 19, 2009

Ayrılık...



Buruk şarkıları dinleyerek başlamıştı ayrılık havası..Ne yapsa bilemedi yüreği..







Aslı’nın halleri bu belirtileri göstermeye başlamıştı.Nereye dönse yüzü ayrılığa çarpacaktı.Çünkü nereye dönse hep O’nun hayalini görecekti,hep ondan bir şeyler anımsayacaktı çevresinde..Gözleri karardı bir an..Sıkı sıkı yumdu göz kapaklarını..Tekrar açtı gözlerini bu kasvetli havanın hala devam ettiğine inanmak istemedi, tekrarladı..Bir daha bir daha..


Ama aynıydı..


Hem hava,hem de yüreğinin acısı..






Bir sigara içmek istedi.Paketini yokladı az kalmıştı..Bu gece bu paket yetmezdi ama bu soğuk hava da nasıl dışarı çıkacağını düşündü.Biraz daha sonra,” gece olmadan almalıyım” diye erteledi..Yüreğinin yorgunluğu bedenine işlemişti sanki..Paketinde az sayıda kalan sigaradan bir tane çıkardı.Çakmağını yokladı.Lanet olası çakmak yine kayıptı!Çevresine bakındı.


” Nerede bu !” bağırışlarının ardından cebinde buldu çakmağını..Zar zor da olsa yaktı sigarasını..Derin bir nefes aldı sigaradan.Dumanını izlemeye daldı..






“ Ne kadar kolay bitişler!”


“Oysa ne zordu O’nu yüreğime eklemem”






Sesli düşünceleri bir bir yankılandı karanlık oda da..Artık içi kabul etmiyordu hiçbir düşünceyi;dolmuştu zira, birbirini kovalayan noktalama işaretlerinin anlamsızlığından..Mutfağa gitmek istedi,iyice uyuşmuştu bedeni..Bir çırpıda kalktı yataktan,beyninin uyuşmasını istiyordu.Evet evet!Yapmalıydı bunu..Daha rahat söverdi hayata,üç-beş şarkıyı da daha bağıra bağıra söylerdi.Eli telefona gider;ilk önce mesaj yazardı,ulaşmayınca aramaya koyulurdu.Bunu yüzüne karşı söyleyebilme cesareti doğardı:


“-Ben sana bu kadar kötü ne yaptım!Neyin bedeli bu ödettiğin? Neyin günahı çektirdiğin?


(Karşıdan bir süre ses gelmezdi belki..)


Aslı: Sana söylüyorum!Cevap ver!






(Ne diyeceğini şaşırırdı bu cevap karşısında…)


O : Ben..Ben böyle olsun istememiştim!






(Kahkaha duyulmaya başlardı telefonun diğer ucunda,Aslı böylesine gülmemiştir uzun süredir!)


O: Ne yaptığını sanıyorsun sen?






Aslı: Aptalsın sen!Aptal! Nasıl sevdim ben seni?? Nasıl o yüreğini yüreğim bildim!






O:Aslı? İyimisin?






Aslı: Senin yokluğunda ezilen bu bedenin nasıl iyi olmasını beklersin şapşal!”






**




*




*





Gibi bir konuşmanın geçebileceği ihtimalini düşündü..Ama aramak istemedi…


Buzdolabında bir kenara itilmiş,keyif içkisi niyetiyle alınan şarabın efkar içeceğine dönüşmesi birkaç dakila Aslı'nın donup kalmasına neden oldu…Kendine geldiğinde buzdolabından çıkardı şişeyi ve geri döndü odasına..






İçti..İçti..


Beyaz şarabın tadı hiç bu kadar acı gelmemişti..


Yine de içti..


İçtikçe acısı arttı..


Duvara fırlattığı içki şişesinin paramparça oluşuyla kendisine geldi.


Bir an durdu.


Aynaya baktı.


Gördüğü suretin kendisi olduğuna inanamadı.


Hıçkırıkları,isyanları uğultu olmuştu…


Kulak tırmalayan bir uğultu…


Müzik sustu..


Kız olduğu yere yığıldı.


Bilinci açıktı oysa ama hareket edemedi..


Gözlerini kapadı..Yumdu sıkı sıkı..


Süzülen gözyaşları,acının yüreğindeki diğer ismiydi.






Değermiydi?


Bu kadar kolay vazgeçilen bir aşk için,


Yüreğini parçalamaya değermiydi?






Ayrılıklar sevdaya dahil değildi aslında,bu geride kalmışların uydurduğu bir bahaneydi.Çünkü hiçbir ayrılan sevgili kalamadı.Çünkü sevgiler hiçbir zaman, başlarken yaşanan heyecana layık olamadı..Elde kalan hep kırgınlıklar oldu..Ve yeni aşka verilen tövbeler…Onları unutarak sevdaya başlamamız...Bundan belki de…Çektiğimiz çileler, ettiğimiz tövbelerin bedeli…Ve bunlar,hep ağır ödendi…