özlemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ağustos 24, 2010

Ne kadar yakınsam o kadar uzaksın...

Senin şehrine,sokaklarına
Daha ilk adımımda sızladı içim.
Seninle yüz yüze gelebilecek cesaretim yokken,bu sızı canımı yaktı...

Geçmiyor...Denedim...
Yolun sonuna geldim ama bitiremedim...

Sana kilometrelerce uzak,
Alışmaya çalışırken,
Bir kaç sokak ötede olmak,
Aynı havada üşümek
Bu kadar ağır gelebilir miydi?

Geliyormuş meğer...
İnsan,yakınındaki uzaklıkta daha da kahroluyormuş meğer...

Bu ev bile sen...
Odam sen...

Nasıl özlemiş(im) bilsen...

Cumartesi, Mayıs 08, 2010

İstanbul sen, Sen İstanbul’sun şimdi

Nasıl Borçluysan Beni Yaşamaya, Öyle Mecburum Seni Yaşamaya... 

 

Seni yaşamayı kendime borçluyum.
Gözlerinin yeşili ve kahvesi gibi
Karmaşığım bu gün.
Boğazda senden izler
"İstanbul sen,
Sen İstanbul’sun şimdi "


"Sen İstanbul
İstanbul senken
Üstelik boğazda düşlere yelken açmışken,
Bu sevdadan kaçmak imkansız.
Nasıl borçluysan beni yaşamaya,
Öyle mecburum seni yaşamaya…"

Funda Bilgili


 

Artık şaşırmıyorum.Ne zaman senden laf açılsa arkadaş sohbetlerinde,ne zaman aklıma düşsen seni özlesem,ulaşıyorsun bana.O ana kadar üzülen,canı sıkılan ben değilmişim sanki.Her şey siliniyor aklımdan elim titriyor sana cevap yazarken.Ve hep geç kalıyorum:) Umursamıyorum ki telefonu...Sesi dersten kalma kısık,odanın bir köşesine atılmış duruyor hep.Bu yüzden göremedim mesajını yine...Yine sen de ilk mesajda cevap alamayınca alınganlınlığını göstermişsin.Her zamanki gibi:) Aklım karışıktı oysa bugün.Nedeni çok saçma aslında hep kendi aptallığım...Neyse...Sayılı günler çabuk geçer diyorlar ya? Evet geçiyor...Ama nasıl?...Çok zor! Gerçekten zor...Baktığım her yerde sen varken,artık sadece iç geçirmelerle yürüyorum...Yaklaşık 10 gün kaldı gelmene...Aslında seni görmeyeli 1,5 ay oldu.Ama özlüyorum...Bu kadar sık arayıp sormandan da özlediğini anlıyorum:) Hani burda olsan her gün bi şekilde görüşebildiğimiz için anlayamıyorduk bunu.Atışır,söylenir,küser,barışır giderdik...Tabi hiç göz göze gelmeseydik...Dilin söylemese de gözlerinden kaçıramıyorsun gerçeği...Belki ben de inanırdım sevmediğine;beklemediğin bir anda başkası varken yanımda,karşılaştığımızda  gözlerinde gördüğüm o endişe anlamama yetti seni...


Gel hadi...


Gel ki şehrindeki son günlerimi seninle doya doya geçireyim...Bir daha nasıl bir araya geliriz ya da ne oluruz hepsi soru işareti şimdi...


Bekliyorum seni...

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

Gün doğumu...

Uzun zamandır yapmıyordum böyle.Gün ışığını görmeden uyuyamayan hale geldim yine...Oyalanıcak çok şey buluyorum.Aslında uykum yok değil,sadece düşünmek istemiyorum...Sızıp kalmalıyım yatakta.Aklımı kurcalayan şeyler olmamalı,bir sağa bir sola dönmemeliyim.

Gün doğarken değişik oluyor kokusu...Bana mı öyle geliyor bilmiyorum.Sonra kuşların sesi...Seviyorum bunları duymayı,hissetmeyi...Şimdi yatağımda üstüme örttüğüm yorganım,kucağımda bilgisayar,açık olan pencereden sızan soğuk ama kendine getiren hava...Sigarayı çoğaltmışım farkında olmadan.Bunu içtiğim sigara sayısından değil,nefesimin kesilmesinden anlıyorum.Ama şuan soluduğum hava öylesine taze geliyor,öyle doluyor ki ciğerlerime yenileniyorum sanki...Düzeliyor soluğum...

Kıbrıs geliyor sonra aklıma...O lanet ettiğim yer.Özlemem ki burayı dediğim günlere sövüyorum şimdi!

Gün ışığını görmeyi,pencereden çıkıp içime çektiğim havayı özlüyorum.Yarım kalmışlığın ya da aptal bir düşüncesizliğin yaşattıkları bu.Bilmiyorum.Ama özlüyorum her şeyi ile...


Bugün,sevdiğim bu havada seni düşünerek uyumak istiyorum.Gözümü kapattığımda yanımda olduğunu hayal ederek...Nedeni yok.Olmasın...Sadece benimle ol.Zerre kadar umrumda değil kim olduğun,telaşın ya da amacın.Bilmek istemiyorum...Olmanı istiyorum sadece...Uyumayı...

Cumartesi, Şubat 20, 2010

Sonunda





Tam blogger'ı açtığım anda,O'nun hakkında yazıcakken hemde ilk önce çağrısını aldım.İnanamadım...

Bugün en başa dönersek,dersin erken olduğuna isyan ettiğim bir şekilde uyandım.Hava çok güzeldi,insan kendini daha iyi hissediyor böyle anlarda.Hazırlanıp okula gittiğimde bahçede oyalandık arkadaşlarla derse geç girdik.Bu hafta ilk defa girdiğim dersti.En arkaya geçtik.Hocaya baktım,tuhaf oldum :) Genç ve çok tatlı biriydi.Aslında bundan çok O'na acayip benziyordu.Bu yönüyle daha çok dikkatimi çekti.10-15 dakika baktım sürekli.Sonra arkadaşıma: "O'na benzemiyor mu?" dediğimde "Ben de bunu söyleyecektim çok benziyor!" dedi.Şaşırdım ve bir o kadar kötü oldum.Hep kaçmıştım O'na ait şeylerden.O'nunla olduğumuz,karşılaştığımız  yerlerden.Aslında bu şehirde gördüğüm ne varsa hepsi O'na aitti.Hep hatırlatırdı...O'ndan kaçmak istemiştim 2 aydır.Ama ilk defa bugün yüzleştim kendimle.Ne kadar kaçarsam kaçayım yakalanıyordum...Ve hep kendimden kaçıyordum,O'nu içimden  geçiştirmeye çalışırken.Bu sefer sobelenmiştim.Kaçarım yoktu farkındaydım.Hiç aralara çıkmadım derslerde,müzik dinleyip pencereden baktım ve O'nu düşündüm.

Çok özlemiştim.Elimde olmayan bir ayrılık ve özlem.Bir yanım ulaşmak istiyor,bir yanım sus pus kalmamı.Hep vedalaşırken gördüğüm yüzü aklıma geliyor;üzgün hali beni daha da beter yapıyordu.Dayanılmaz bir his...

Daha fazla duramadım derste.Akşamı edemeden çıktık arkadaşla.Bugün içmeyi de kafaya koymuştum.Güzel bir mangal yaparız,  rakılarımızı  içer, sohbet de eder havamızı değiştiririz isteğiyle güzel bir akşam geçirdik.Yaklaşık 2 saat önce de odama geldim." Mustafa Ceceli - Dön " şarkısını söylerek blogda birşeyler yazıcaktım.O an telefonum çaldı.Hiç ilgilenmezdim ama gayri ihtiyari baktım çağrıya.İnanamadım,saat 2 buçuk gibiydi ve bu saatte beni nasıl arayabileceğini düşündüm.Oydu..Hemen mesaj attım.

"Sonunda..."

Bugün bu kadar andığım,2 ay sonra ilk defa  yokluğuna bu kadar üzüldüğüm;nasıl bir tesadüftür ki  ben ulaşamadan O ulaştı bana.Kıyamadığım hastaymış meğer.Çok zor bir ameliyat geçirmiş...1 aydır hastanede yatıyormuş.Dün kendine gelebilmiş.Pazartesi günü ise burda...

Neye sevinip neye üzüleceğimi şaşırdım.Beni kendinden haberdar etmesine çok mutlu oldum ama canı yandığına kahroldum!

Yeniden O'nu görebileceğim ve bu sefer kıymetini daha iyi anlayarak yanında olacağım şüphesiz!.

Pazartesi günü nasıl gelir şimdi!Çok çabuk geçen bu haftasonları ne zulüm olur bana!

Mutluyum hemde çok...İyi olduğunu ve geleceğini biliyorum.

Sonunda...







Çoğaldı git gide,yokluğun dağ gibi..
Atılmış üzerime ağ gibi..
Zaman ilaç değil,yanmaya alıştıran
Hepsi sönsede yanan
Tek bir çıra gibi
Kimbilir kaç ilkbahar yaz, sonbahar kış
Aylar mevsimler derken
Seneler sensiz geçti
Büyüdü ağaç oldu çoktan
Ektiğimiz fidanlar gölgesinde
Kaç gün geceyi zor ettik

Dön dayanamıyorum artık..
Dön bu ne çok yalnızlık!
Çık gel ne olursun apansız..
Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız!


Uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
Tükenmiyor ümit bir olmazı bekliyorum
Bulur mu bulur benide
Günün birinde bir mucize
Duayı duaya ekliyorum...

Cumartesi, Ocak 02, 2010

Ben yoruldum...Söyle,senin gücün var mı hala ?

Yorulduğumu hissediyorum..
Beklediğim kadar yoruldum...
Sevdiğim kadar...

Zıt kutuplar hiç çekmezdi aslında birbirlerini...
Yani çekerdi ama,
Gök gürültüsü olurdu mutlaka...
Ardından sağnak bir yağış...
Güzeldi ıslanmak o yağmurun altında.
İliklerine kadar ıslanmak...
Hiç sıcak olmasa olabilirdi,
Hatta hiç güneş doğmasa.
Kabulüm...

 Ama kuruyordu üstüm.Ağır gelmeye başladı kıyafetlerim.
Rüzgar da başlamıştı üstelik esmeye...
Yoruldum...

Şarkı da söylediği gibi...


"Bir rüzgara kapıldım gidiyorum,

Sonu hayır mı? Şer mi  ? Bilemiyorum...

Hem çok seviyorum dostlar başına!
Hem sıcak demir aşk olsun tutana...

Hem çok seviyorum düşman başına!
Hem sıcak demir aşk olsun tutana..

Ben yoruldum;
Söyle senin gücün var mı hala?
Kaç yenilgi var?
Söyle ömürde Allah aşkına!

Akışına bıraktım gidiyorum...
Sonu hayır mı ? Şer mi ? Bilemiyorum...

Hem eriyorum günden geceye!
Hem kapı duvar verilmiş sözlere...

Ben yoruldum;

Söyle senin gücün var mı hala?

Kaç yenilgi var?
Söyle; ömürde Allah aşkına...




Çarşamba, Aralık 16, 2009

Ölür müydü sevgiler?

 



 Hadi uzat elini...
Tutabildiğin kadar sıcağım sana...
Uzandığın kadar uzak...


 Bir zamansızlığın hikayesi bu,
Yanlış yerde başladı belki de...

...Ve bırakmak eli,
En büyük hataydı.... 

......

Sakın...
Sakın tek bir kelime dahi edeyim deme...
Sakın tek bir yalan daha söyleme...
Niye biliyormusun?
Çünkü inanırım...
Onca şeyden sonra,
Şimdi tek bir cümle et,
Gözlerime bakıp beni sevdiğini söyle,
Gerçek olmadığını bal gibi bilirim...
Ama yine de sana inanırım...
O yüzden;
Tek bir an bile beni gerçekten sevdiysen,
Sakın...

.....

 



Bir sevgi bin doğrunu götürebiliyormuş hayatta.Ben seni sevmelerin acısını çizdim duvarlarıma.Çok çatlak oldu elbet,çatladıkça sızdın yine en derin yaralarıma.Vazgeçemedim senden...Unuttuğum yerlerden hatırlattın kendini bana.Ben koşmaktan yorulmuş beden,dönüp arkama baktığımda,onca kalabalığın ortasında bir tek senin gölgeni gördüm...Ardımda bıraktığım can'ımın,benden gittikçe uzaklaşmasına göz yumarak ve nereye gittiğimi bilmeden,sadece sensiz olmaya koştum...
Yoruldum...
Varlığının anlamı bu kadar fazlayken yokluğunun tortusu beni yese de,razı oldum.
Çünkü sevdim.
Çok sevdim!

Ben sevdikçe sen nefret ettin...
Ben geldikçe sen kaçtın...
Ben ağladıkça sen güldün...

Sen sevgimi değil,beni öldürdün!
Hala tek bir kelimene ömrünü feda edebilirim.Hala seni en baştan,hiçbir şey beklemeden,ömrümün sonunda geleceğini bilsem,o son gün için dahi;hiçbir şey olmamış gibi sevebilirim...
Yapabilirim bunu...
Peki sen?
Sen ne yapabilirsin benim için söyle?
Benim kadar yıkılmayı göze alabilirmisin önce?
Göz yaşlarımın bedelini ödeyebilirmisin aynı hükümle?
Sen sevdiceğim..
Bana heba edebilirmisin ömrünü?
Ömrüme karşılık ömrünü istesem?
Verebilirmisin?

Yandığım..Yangınım...


Hadi koy seni benim yerime,
Sen sevebilirmisin kendini böyle?



 ....

/....Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez!..../
 

Cumartesi, Kasım 28, 2009

Ben ki yollarımı sana doğru çizmişim...




Yıktığın bu şehir hayrandı sana...

Kalıntılarını toplayacak gücü yoktu ama,

Uğruna feda edilecek çok şeyi oldu,

Sana dair...





Yazılası, çizilesi türden değildi anlatmak istediklerim.

Bir kalem ya da bir kâğıt ile özetlemek haksızlık olurdu bu aşka…

Savruldum…

Savrulurken çarptığım tüm duygular acıttı canımı.

Hepsi sana çıkıyordu bir yerde;

Seninle karşılaşmayı kaldıracak cesaretim yoktu…

Kendimi ararken sen yansıyordun aynalarda…

Suretsizliğimden utandım…



Yanlıştı,

Yokluğunun acısını kadehlerde aramak…

Hiçbir sigara paketinde bulamamak seni…

Şarkılara sövmek, seni hatırlattığı için…

Kendimi bulmaya çalışırken sende kaybetmek…







Günahtı bu denli sevmek seni…/ En büyük günahımdın…


Bana düşlerini ödünç versene,
Merak ediyorum içlerinde var mıyım?
Hadi bir yalan söyle bana
De ki; “sen yaşıyorsun her birinde”
Çocuk gibi inanayım...

Olsun;
Yüzündeki zorlama tebessüm kadar güzeldir,
Yalancı düşler.....
Merhem olur yaraya
Çok hırpaladı kalbimi,
Bu hesapsız vazgeçişler...

Merak ediyorum sendeki beni
Bilmiyorum ne kadarım?
Bana düşlerini,
Bir geceliğine ödünç ver....
Kendime, senin yüreğinle bakayım
 





Salı, Kasım 10, 2009

Koca Yürekli Ata'm..




Sen,çaresizlikler içerisinde yaşadığın bir ömrü bir ülkenin geleceğine adadın.
Kolay değildi!
Olduğun makama güle oynaya,çalıp çırparak gelmemiştin!
Yıllarca mücadele ettin..Yıllarca didindin!
Sen 10 Kasımlarda hep yaşıyordun aslında..
Sen Ata'm,bu hallerimizi gördükçe kahroluyorsun..Asıl şimdi ölüme yaklaşıyorsun!
Ne acı..
Ölümü göze aldığın halde kurtardığın bu vatan evlatlarının iğrenç ağızlarına seni alarak o mide bulandırıcı karakterleriyle Sen'i anlamamaları,laf söylemelerinin tarifini ben yapamıyorum..
Affet!!
Senin suçun değildi Ata'm! Sen;namusun,şerefin,onurun ne kadar yüce olduğunu anlatırken onlar belden aşağı çalışan akıllarını başka yerlere yoramadılar..


Senin dünyaya veda edişini kaldıramadı yürekler..Hatta en yakınındaki insan,yaverin bile Senden sonra yaşayamayacağını düşündü..


Uğruna ölümü göze alınan Ata'm! Hala bu denli sevenlerin var,bilesin..
Ölmek sadece,bedenin son bulması değildir.
Bir insan yaptıklarıyla,eserleriyle yaşar.
Bunlar olmayınca yok olur anca.
Sen ölmedin koca yüreklim..
Hiçbir zaman da ölmeyeceksin...





" Yaradan hey Yaradan!
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki!
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey!
Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
Sen her köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın..


Bakışların inanmayanı ezerdi
Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
Cümlelerin ya örsten kalkardı
Ya çıkardı kından.
Başak saçların sarkardı harman alnından:
Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Mıknatısa koşan zerreler gibi.
Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
Sözünde çarpışıp düşerdi.
Tam sustuğun gün kıyamet oldu
Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.
Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet..


Bu millet:
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan,
Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan,
Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u
Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u
Bu, seni yetiştiren ulu millet.
Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyanık, tetik
Anıtkabrinde tutuyor nöbet.
Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dalaşıp
Ergeç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.


Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri.
İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansın.
Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.
Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öylece dünya davalarındasın!
O ışık saçların, o alev sözlerinle
O gök gözlerinle sen.


Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!
Ey asırlardır dul bayrağın eşi,
Ey geceyarılarımızın güneşi,
Ey ışık saçlar,
Ey yele kaşlar,
Ey çekilmiş hançer bakışlar,
Ey fikri döven şakaklar,
Ey kalem parmaklar,
Ey ay-yıldızlı el,
Ey en güzel,
Ey en büyük,
Ey Atatürk!
Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy,
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oy!


İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları,
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz..


İsterse hayat zehrolsun,
İsterse refah kahrolsun,
İsterse kurşun düşsün yanımıza, belimize,
İsterse geçinmek için, bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
 Helal gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize,
Yer sarsılsa yerinden,
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden...
"




Cuma, Kasım 06, 2009

Oysa ben seni seni seni hala...


Bazen hayat, allak bullak ediyor herşeyi bir anda..
Düzene girdi-giricek derken yine kayıyor avuçlarından..
Merdivenlerden çıkarken tek tek adımlamayız bazen,bir an önce çıkmaz isteriz ya hani;adımlarımız karışıverir..
Tam düşecek gibi olurken tutunmaya çalışırız..
Panik yaptığımız an daha da karıştırır,düşeriz..
Şuan tam bu durumdayım..
Merdivenlerden ilerlerken başladığım yere geri geldim..



Evimi özlüyorum.Ablalarımı,yeğenlerimi..
Annemi özlüyorum..Babamı..
Bir zamanlar hep beraber olan bir aileyi...
Aslında tam anlamıyla huzur olmayan bir evdi.Her an ufacık sebeplerden patlayabilecek bir bomba gibi, tartışmasız günümüz geçmedi.Kendimi bildim bileli böyle oldu bu.
Şimdi hayal meyal gözümün önüne gelen çocukluğum..
Yaşayamadı tam yaramazlığını..
Bir misafirliğe gittiğinde annesinin dizinin dibinde oturan,orada bulunan çocuklarla oyun oynamaya bile çekinen,içine kapanık,biraz tembihli biraz çekimser bir çocukluktu..
Uzaktan bakardı çevresinde olup bitene..
Kırıp dökmedi hiç bir eşyayı ve hiç oyuncaklarına zarar vermedi..
Zaten sayılı oyuncakları vardı.Olanları da kaybetmek istemezdi.

Annesi ve babasının tartışmalarını duyan,yatakta uyuyormuş numarasıyla gözünü kapatan ve hiç kalkmak istemeyen...
Tam kendi evine,odasına ısınırken ananesine taşınmak zorunda kalan..
Hiç haberi yoktu,ananesinde kaldığı zamanlarda dayısı sayesinde sevmeye başladığı Levent Yüksel'in "Med Cezir" albümünü, yıllar sonra dinlediğinde o günler aklına geleceğinden..
Babasıyla çay bahçesinde görüşmesine anlam veremiyordu..
Halbuki bir evleri vardı?..
..

Aslında severdi babasını.Annesine karşı yaptığı haksızlıkları bilse de severdi.
Babasıydı çünkü..
Ne yaparsa yapsın babası..
Her küçük kız,ilk önce babasını sever..
Babasının onu sevmesini,sevgisini belli etmesini ister..
Hatta şakalaşmasını,yanaklarını acıtana kadar sıkmasını,öpüp koklamasını..
Bu çocuk,bu küçük kız yıllarca bunu bekledi..
Babasının bir gün bu kızı öpüp koklamasını,yanağını sıkmasını ya da herhangi sevgi belirtisini işte..
Olmadı..
Her baba böyle olacak değil ya? Herkes sevgisini belli edicek değil ya? diye avuttu durdu kendini..
Bunları düşünerek uzaklaştı ondan..
Ondan hiç bi zaman nefret etmedi..
Yaşananların her anını kazıdı beynine.
Yine de nefret etmedi..
Kırgındı..
Hep çocukları için çalışırken; çocuklarının neler düşündüğünü,neler hissettiğini unutan bir babası oldu..
İhtiyaçlarının sadece para olduğunu düşünen,sevgiye aç bırakan baba..



...
Yıllar geçti..Hiç birşey değişmedi..
Baba aynı baba kaldı,kız hala küçük..
Sadece artan yaşlardı..
Duygular,hissedilenler aynı..
Aradaki mesafelerde..

Yine yollar ayrılığa bakıyor..
Bu sefer hem 1 sene önce vefat eden ananesinin evinde dayısı ve annesiyle beraber , hem de  daha fazla eşya ve daha az sessizlikte kalışlar arasında gidip gelicek.

Kime sığınacak bu zamanlarda bilinmez..Yaşayıp öğrenilecek elbet..



Babasını sevmek istedi bu küçük kız...Ve babasının da onu sevmesini..


İlk sevdiğim erkeğin babam olmasını istedim..
Ama asla babam gibi bir erkeği sevmek istemedim!



Pazartesi, Ekim 12, 2009

Suçlamamıştım..Anladım Sadece..


İclal Aydın'ın kitabı çarpıyor bu ara gözüme..İsminden ötürü olsa gerek,ki kitaplarda isimler benim ilgimi çeken ve onları okumamdaki sebep olmuşlardır..Kitabın ismi: " Senin adın bile geçmedi." Eh kitap söz konusu olunca da,Gülden'in bloguna bakmadan olmazdı:) Kitap derlemelerine bayılıyorum..

Diğer İclal Aydın kitaplarına baktığımda yine bir kitabının içinde geçenler dikkatimi çekti..Bu aralar nedense pek hassasım..En ufacık söz,şarkı beni benden alabiliyor..Beni benden alan sözleri ekleyeceğim buraya   sevgili Gülden'in blogundan  :)


Aslında... Senin adın bile geçmedi...
Ama...
Ben seni hiç unutmadım...



Her hayat hikayesi bitmiş bir aşktan yol alıyordu...
Ve her ayrılık bir mektupla başlıyordu.



Sana güzel bir yaz günü gelmiştim. Karlı bir sabahta gidiyorum. Beş mevsim yaşamışız beraber. Beş mevsim bir "İç denizi" kurutmaya yetti...
İşte böyle sevgili....
Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi,
Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi...





Sevilenler, hep beklenenler... Ve beklenenler, hiç gelmeyenler...



Şimdi belki sende benim gibi ölesiye yalnızsındır
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına...
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak
Bir kitap okumaya çalışıyorsundur kimbilir
Belkide anılarını deşiyorsundur bir olmazı
Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi, bir elma yemeği kurarak ,
Saatine bakıyor olabilirsin uykulıu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin
Maphus gibi, tutsak gibi, belki kök gibi,
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir.
Belkide kendini bağışlayamıyorsundur
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
Kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır...
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur.
Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sende benim gibi ölesiye yalnızsındır.
Afşar TUMUÇİN


Suçlamamıştım..

Anladım Sadece..


Suçlamadım seni...Anlamaya çalışıyorum şimdi..

Yüreği güzelim..

Uğruna kadeh eskittiğim..

İçtiğim her sigaranın sebebi..

Canını yaktığım,canına yandığım!

Ne kadar sevdiysem o kadar yaraladım..Hem seni,hem kendimi..

İnsanın elinde olmuyormuş sevdiğim..

Farkında olmuyormuşsun yaptığın bütün dengesizliklerin..

Bilirsin...Üzmek istemem asla seni..

Bir gülüşün yeter bana..Tamamlamam için kendimi..

Yüreğinin bir köşesinde hep olsun yerim,

Sığınabilecek tek yerin olsun,yerim..







Pazar, Ekim 11, 2009

Ben seni sevdim mi?


Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim bozbulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni?

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Salı, Ekim 06, 2009

Varlığınla,hayatıma kattığın anlama "Sana" teşekkür ederim..


Yüreğinin güzelliğine kapıldım önceleri..Hani böyle bir insan nasıl olabilir ? Nasıl şans eseri girebilir hayatıma ? Diye sorgularken sende buldum kendimi..

Hala birşeylerin boşluğunda ilerlediğimi düşünmek yormuştu beni.Yüreğim kaldıramazdı aslında başka bir yüreği.Bu bir benimseme meselesi.Ve senin yüreğin o kadar hoştu ki,kapısını aralarken tereddüte düşüyor insan.Bağlanmaktan korktum o güzel yüreğine..Sonucunda acı yaşayabilme ihtimalini düşünerek..Senin canını acıtmıştım,farkındaydım.Söylediğin sözlerin benim de canımı bu kadar yakabildiğinde anladım..Kısa bir sürede sana nasıl alıştığımı farkettim.Telefona giden gözlerimin cevap gelmeyeceğini bile bile bakması ama yüreğimin senden gelebilecek tek harfe ihtiyacı olduğunu anladım..Her gece seninle uyuyakalmanın ve her sabah seninle uyanabilmenin mutluluğundan yoksun kaldığım 3 günün sonunda,böyle olmanın daha acı verdiğini anladım..Yine bir sabah hatta sabahın körüydü mesaj yazdığımda :) Hemen cevap vermiştin..Benim hırçınlığıma o kadar şevkatli açmıştın ki kollarını,sana tekrar hayran kalmamak elde değildi..


Şimdi alıştığım o sesini duymadan kendime gelemiyormuşum gibi hissediyorum..Bir bedende can bulmak böyle birşey olsa gerek..Ben seninle tekrar can buldum bu hayatta..Ki bu yüzdendir "CAN" ım diye seslenişlerim sana..

Ve ne güzeldir ki bu yüreği hissedebilmek,uyurken yanındaymış gibi uyuyabilmek..Uyandığında yanağına bir öpücük kondurur gibi uyanabilmek yeni güne,mutlu..


Sevdiceğim,hayatıma anlam, yaşamıma sevgi, günüme güneş, geceme ışık, kalbime ritim kattığın için ve en önemlisi BENİM olduğun için..Seni Seviyorum..


İyi ki varsın..:)

Cumartesi, Ekim 03, 2009

Çağlam..İyiki varsın!

Ruhum..

2005 yılının son aylarıydı hayatıma girişin..Odanın kapısından girişin hala gözümün önünde.Üzerinde kahverengi bir boğazlı kazak vardı.Saçların topluydu.Kulağında da halka küpelerin.Ben ranzanın üst katından biraz uykulu biraz da endişeli gözlerle bakmıştım sana.Kimsenin gelmesini istemiyorduk yanımıza ve bu geleni de kesin kaçırıcaz diye konuşmuşluğumuz vardı diğer oda arkadaşlarıyla..İsimlerini telaffuz etmiyorum sen çok iyi biliyorsun..:) 

Eşyalarını koyup hemen gitmiştin..Tekrar geldiğinde bu sefer yataktan değil kapıdandı karşılamam.Nalet olası sigaramız bitmişti o gün ve hiç paramız yoktu:) Diğer oda arkadaşı senden sigara istediğinde sen bir kutu marlboro light (evet buydu :) )'ı önümüze koymuştun alın istediğiniz kadar diye..Şaşırmıştık.Biz kızı kaçırmayı düşünüyoruz ama kız nasıl bu kadar rahat ve cömert olabiliyor ? diye..Acaba gözümüzü mü boyuyor demeden de edemedik:P O gün eşyalarını bir güzel dizdin dolabına.Daha sonra tam anlamıyla tanışma faslı..


Biliyormusun o anki halin gözümün önüne geldikçe ne kadar çocuksu durduğunu anımsıyor ve gülüyorum:) Çocuktunn iştee...:) Şuan ki halinden daha cılız ve daha çelimsizdin.Ama her zamanki gibi deli!..İlk gün sabaha kadar uyumamıştık seninle..Sende de bende de çene iyi olunca ilk günden konuşacak bir sürü şey bulmuştuk.Sen benim gibi ranzanın üst kısmına yerleştin.Yani üst taraftan da bıdı bıdımızı yapıyorduk seninle :)


Birdenbire birbirimizin hayatında olduk.Sabahlara kadar gülmelerimiz ve muhabbetler bağladı bu arkadaşlığımızı.Benim gibi hastalıklı bir insanı sürekli  hastaneye getirip götüren başında hemşire gibi duran oldun.Hatta o beyaz sakallı sır kapısındaki adamın geleceğini düşünmeme neden olan sebepleri yaratırkende..Gül gül..ben hala gülüyorum :) 

Sana en çok; hiç beklemediğim anda yanımdan gitmek zorunda olduğunda anladım ne kadar alıştığımı..Beni bilirsin kolay kolay ağlamam başkasının yanında..Ama o gün içimden birşeyler kopmuştu..Elimden hiç birşey gelmiyordu ve sen gidiyordun.Daha yapacağımız onca şey varken..Sen arabaya binip gittiğin an,sensiz ne yapacağımı düşünmeye çalışmıştım.Sensiz ben o kahralosı ada da ne yapardım? Şuan aklıma geldikçe gözlerim doluyor be kuzum..Ama yılmadım..Elimden ne geldiyse senin için yapmaya çalıştım.Ve başarılı da oldum ki, sen geri geldin..:) Annen ve babanı kendi ailem bildim.Seni de kendi kardeşim..Dimdik durduk işte ayakta bitanecim! Herkese ve herşeye inat..Başardık..Seni kimsenin korkutamayacağını,pislik atamayacağını herkese anlattık!


Yaşadıklarımız bizi birbirimize iyice bağladı..Ve hep aynı noktalarda kesişti hayat çizgimiz.Aynı zamanda veda ettik okul yaşantımıza..( Şuan da aynı bölümlerde ama ayrı yerlerdeyiz..)Ardından 1 buçuk yıldan fazla görüşemedik internet haricinde.O kadar zor geldi ki bana bu süre..O zaman zarfında anladım bir parçam hep eksikti..Ama kavuştuk en sonunda..Geçen doğum günümde bana en büyük hediyeyi verdin ve benim hayatımdaki en güzel,en özel doğum günümü yaşattın..Yanındaydım..Hiç birşey eksilmemişti hatta geçen zaman daha da çok bağlarımızı kuvvetlendirmişti..Beni gözlerime bakıp anlayabilen ya da ses tonumdan ne hissettiğimi bilen tek kişisin!(az önce aradın,bir kaç gün seninle konuşamadık biraz sitem ettin eminim ki ne olduğunu anlayamadın ama ben bu günü düşünerek biraz senden uzak kaldım :) ) Elim,kolum,yüreğim!Sen benden bir parçasın be kuzum!..Ağladığında ağladığım,bir göz yaşıma herşeyi göze alabilen canımsın!Canımdan ötesin..Yakın zamanda yine geleceğim yanına..Yine beraber olacağız..

Yazıya başlarken o kadar şey vardı ki aklımda..Dile kolay tanıştığımız günden beri hep yanımdasın..İster yüz yüze ister internetten ya da telefondan..Hep yanımdasın işte..Beni benden daha iyi bilen bir kişi varsa o da sadece sensin!


Yine hakim olamıyorum kendime..Ulan sevgilim olsan bu kadar ağlarmıydım bilmem :) Ya da bu kadar kıskanırmıydım seni :) 


Dostum..Kardeşim..Seni ne sıfatla adlandırabilirim bilemiyorum..Ama herşeyimsin bildiğim tek şey bu!..Seni bugün dünyaya  getiren anneciğine teşekkür ediyorum ilk önce!İyiki seni dünyaya getirmiş ki,benim en yakınım olmuşsun,ben olmuşsun!Allah'a şükrediyorum,seninle karşılaşmama nedenler yarattığı için..Ve sana teşekkür ediyorum,beni canından bir parça ettiğin için,dostun,kardeşin yaptığın için!



-Ruh olabilmek,ruhu olabilmek  zordur bir insanın..Sen benim ruhumsun..Hayatında iyi ki dediğin kişi kim? ve hayatının en güzel şeyi nedir? diye sorsalar tereddütsüz vereceğim isim senin ismin olurdu!-

İyi ki doğdun Çağlam..İyi ki yanımdasın..Yıllar sonra iki kokoş nine olup elimizde baston yan yana olduğumuzda yine hayata sövüp güleceğiz..Yine birbirimizin küpelerini alıp bu sefer yaşlılıktan unutup küpelerimizi arayacağız:)

Her zaman yanımda olduğun,olacağın için çok mutluyum ve  sana binlerce kez teşekkür ederim..


Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun..Ama yine söylüyorum..Seni çok seviyorum !


Nice beraber mutlu yıllara...





Cuma, Eylül 25, 2009

Canım..Canlarım..Teyzesinin bitaneleri..

Lütfen konuya girmeden önce tembihliyorum tüüüü tüüü maşallah deyin  ki,nazar değmesin yavruşlarıma :) Onlar benim bitanelerim...

İlk yeğenim Efe'm..Adı gibi Efe'dir yaramaz:) Yeni yeni düzgün konuşabiliyor.Yarın da 3.doğum günü kutlanıcak!Ben onlarla olamayacağım malesef...:( Canım,canımdan öte..Bursa'dayken hergün beraberiz.Sabahtan akşama kadar bizle..Bir gün görmeyelim nasıl özlüyoruz anlatamam...Eskiden tam dili dönmediğinde "ada"derdi bana neden bilmiyorum :) Şimdi meyvee dese de kabulüm.Ayrıca benden birşey isteyecekse de meyve deyzeee oluyorum hemen..Çok yaramaz..Bu yüzden internete gireceğim zaman ya da işim olduğunda odamın kapısını kilitliyorum rahat bırakmıyor ki? Kapıya gelip meyve deyzeee aç kapıyııı diye kapıyı zorluyor.Geliyor gidiyor aynı şeyler..Bazen sinirlendiğimde ne oldu Efe ??? diyorum.O dudak büzüşünü görmelisiniz!Nasılda iç çekmeye başlıyor..Kıyamıyorum tabi..Alıyorum kucağıma öpüp mıncırdıktan sonra bilgisayarın karşısına getiriyorum.Hemen fare ile oynamaya çalışıyor haspam çok biliyor!..Bi keresinde annemlere deprem ile ilgili bi video izletmiştim.Her bilgisayarı görünce çocuuuuğum o videoyu aç diyor. meyve deyze depyem depyem aç.ayaba  düşüyoooy...Bazen de gelir hararetli bişeyler anlatır." Ben eve dittim.annem goktu bi adam giymiş eve aldım onuy camdan addım köpekleyin üstüne düttü...."gibi uzayıp giden çocuuuuuğumun hayal dünyasının enteresan enginliklerinden kopup gelen senaryoları paylaşırız.Geçenlerde oda takımı aldılar beyfendiye..Beni arıyo "meyve deyze bize geysene odamda ayabalı yatak var benim o annem aldı" aa geliyorum hemen dedim ve gittim.Zaten aramızda 1 sokak var.Bana bir odasını gösterişi var anlatamam :) Sanki dünyalar onun olmuş..Diyorum ki benim olsun mu bu oda? Ben yatayımmı bunda? Oysuunnn buyda beyabey uyuyalımm.Diyor yaramaz...Sonra ben gideyim işim var diyorum.O yok anneem kavee yapar( kahveden söz ediyor) için.diyor:) Diğer bebişimizi de kıskanmıyor değil ki bu normal..Herkes onu severken birden sevgi paylaşılıyor:) Tuyaya'sını seviyor ama bizide ilk başlarda hele paylaşamıyordu..Tuana'mızı sevdiğimizde bize " ditt yanımdann beni sevme,sevme beni dittt" dediği çok oldu.Hatta annem Tuana'yı yıkadığında bile kıskanıyor beni neden yıkamıyosunn diye söyleniyordu..Kıyamammm ona bennn! Gerçekten çok başka bir duygu..Hep iç içe olduğumuz için kendi canımdan çıkan bir parça gibi görüyorum onları..Efemmmmm canımın içi teyzesinin bitanesiii! İyi ki doğdun bebeğimm :)





Efeciğimin 4 tane ismi var :) 2 tanesi nüfusa kayıtlı 2 tanesi de göbek ismi..Efe ismini ablam istemişti..Diğer ismi İlhan eniştemin babasının ismi.Göbek adının biri benim babamın ismi..Diğerini ise doktor Halil olsun demiş ve öyle olmuş:) Efecim bunların hepsini biliyor ve soyadını da söylüyor;)


Şimdi sıra diğer bebişimizde..Aramıza 8 Haziran 2009 yılında katıldı..Yavrularımı ilk gördüğüm günü unutamıyorum..Küçük ablamın bebişidir Tuana'm..Çok zorlu bir hamilelik geçirdi,ananem vefat etti ve bir önceki bebeği de düşük oldu ablamın..O yüzden bize ilaç gibi geldi..İsminin Tuana olmasında büyük bir payımın olduğunu da söylemeden edemeyeceğim..:)

Burda annesiyle beraber :)

Burda da teyzesi :) Karşımda dayım vardı ona birşeyler anlatıyordum ablamın çektiğinden habersiz:)


Burda da yine habersiz enteresan bir fotoğraf olmuş ama hoş olmuş :)


İşte bunlar benim bitanelerim...Canlarım...

















Pazar, Eylül 20, 2009

Bayramınız Kutlu Olsun..


Saat 14.00 ..Ve ben yeni uyanıyorum..Bursa'da olsam bayram namazı bitmeden kalkmış olurdum..Malum babam ve kardeşim namaza giderler,annem gelir:" Hadi Merve,babanlar gelmeden kahvaltıyı hazırlayalım.."der..Bir gözüm açık diğer gözüm kapalı kendime gelmeye çalışırken elimi yüzümü yıkarım yine bile zor ayılırken,mutfağa doğru gider annemin bir gün önceden hazırladığı ama babamlar giderken fırına verdiği o güzelim cevizli ve zeytinli lokumlardan yerim..Annem:" Yahu dur kahvaltıda yeriz beraber" derken ben: "Anne sigara içicem kendime gelmem lazım" der bir lokma atarım ağzıma ve sigara içerim..Yavaş yavaş kendime gelirken domates salatalık peynir zeytin vs hazırlamaya koyulurum..Ama şöyle de bişi var her bayram klasiğimizdir,acaba babam bayram namazından sonra kimleri eve davet etti kaç kişi oluruz vs gibi şeyler düşünürüz.Çünkü ayrı sofralar kurulur babamlar içerde yerken biz onlara hizmet edip onların yemekleri bittikten sonra biz rahat rahat mutfakta keyif yaparak kuzenlerle beraber yemek yeriz.Eskiden ananem vefat etmeden önce ona giderdik..Ah ananem ah! Nasıl özlüyorum seni..Cevizli lokumları annemden daha iyi yapabilen tek kişiydin! Ayrıca çiğ börekte de üstüne tanımam! Halt etmiş bunu yapan ustalar sen varken!Çiğ böreği güzel ve itinayla açtığında kalan hamurlardan bizler için şekerleyip yapardın..Şuan tadını hayal meyal hatırlıyorum malesef..Çünkü senin sağlığından sonra hiç biryerde yemedim ve yemek istemem!En çok bayramlarda yokluğunu arıyorum hep sana gelişimizi ve o bayram tadının bambaşkalığını!Özlüyorum seni ama şuan dedemle beraber olduğun için başka bir duyguda yaşıyorum..Hep isterdin çünkü ve derdin:" Ben ölünce beni dedenizin mezarına gömün.."Yaptık ananem..İstediğini yaptık...Uzun zamandır bulamadığın huzuru orda bulursun inşallah..Dualarım seninle..Rahat uyu e mi?...


Bu bayram onsuz ilk bayram!Dayım..Yalnız kaldı..O ne yapsın? Koskoca evde,herşey ananemi hatırlatırken,o nu da o kadar çok severken..Eminim o da buruktur bu sabah! Hatta bayram namazından sonra hemen ziyarete gitmiştir..Birde bizimle beraber gider..Bir zamanlar sırtında taşıdığı anasını toprak altında bilmek çok zor..Onun en sevdiği çiçekleri ekti hep mezarına..Her gittiğimizde mutlaka çiçekler dipdiri ve güzeldir..Solmadan yenisini diker!..

Zaten sonra da bize gitmiştir dayım kahvaltıya..


İlk gün babam büyük olduğu için kardeşler arasında ilk ziyareti biz alırız.İkramlar el öpmeler karışır ortalık.Kurban bayramı kadar olmasa da ramazan bayramı da yorucu geçer..Akşam gibi anca otururuz..


2. gün ablamlar eşlerinin ailesini ziyaretten gelirler..Bu sefer iç aile kalabalığı yaşarız..Hoş her gün bizdeler zaten.Dayım ablalarım yeğenler enişteler derken bir tatlı curcuna olur.O kadar zevklidir ki anlatamam..Tatlıları yeriz anname tatlıyı fazla kaçırma diye söyleniriz.Kendisi şeker hastası çünkü ama dayanamaz tatlıya..


Eh çevremizde büyük kalmadı..Sadece babaannem.Haricinde annemin babamın dayı amca vs gibi yakınları da vefat etti..Kimse kalmadı gidilecek..İnsan kalabalıktan sonra bu yalnızlığa zor alışıyor ama alışıyor işte..

3.gün ise küçük teyzeme gideriz oturur muhabbet ederiz..Zaten diğer teyzemle ve diğer dayımla konuşmuyoruz..2 dayım 2 teyzem olmasına rağmen birer tanesini sildik anacım..İşler çok karışık ama annelerine olan nankörlüğünden bu silmemiz..Bizden de uzak olsunlar..


Tabi ilk günü komşuların elini öpmeye giderim.Benimle muhabbetleri vardır sadece eski konularda da söylemiştim gider otururdum onlarla :) Sonra arkadaşlarımın ailelerine giderim,arkadaşlarla görüşürüm derken baya bi koşuşturmacalı geçer bayramlar..Ama çocukken yaşanılan bayramların tadı bambaşka..Bunu bilir bunu söylerim,nerde eski bayramlar diye bir olgu yok..Nerede çocukluğumuz diye birşey var..Çünkü çocukken tadı başkaydı bayramların..O yeni alınan cicileri giymek için hangimiz can atmadı ki? Hangimiz bir an önce sokağa çıkıp o kıyafetleri arkadaşlarına göstermek istemedi ki?Kim bayramlara kapı kapı dolaşırken şeker yerine para beklemedi? ve o paralarla gidip marketten bir güzel abur cubur almadı? Hatta arkadaşlarıyla ne kadar para aldın sen ben bu kadar aldım muhabbetine girmedi? Çocukken güzeldi bayramlar..Büyüyünce değişti herşey..Hele hele ergenlikten sonra sanki kötü birşeymiş gibi utanırdık işte..Ama çocukluğumu doya doya yaşadığım için mutluyum..Acısını çıkarttım herşeyin..İçimde kalan hiç birşey yok şükür..Ama büyümekte istemiyorum işin açıkçası:) Tuhaf birşey..Büyüdükçe insan çocuk olmak istiyor,çocukken de büyümek..Hiç bişey yok evlatlar büyümekte..Daha çok hayat savaşı..Daha çok kargaşa..Keşke tek derdim annemin beni akşam ezanında eve çağırma sorunu olsaydı..Ya da biraz daha şekerleme abur cubur yemek..


Şimdi yalnızım..Yani yan oda da ev arkadaşım.Uyuyor fosur fosur..Birazdan güzel bir kahvaltı hazırlarım ikimize..Birde ıslak kek yaparım bi kaç arkadaş gelip gidicek..Öyle geçiririz bayramımızı..Sırf arkadaşım Mersin'e gitmesin o kadar masraf olmasın diye bende gitmedim memlekete..Eğer ben gidersem yalnız kalacaktı burda.Benimde gönlüm razı olmadı tabi..Ama içim buruk..Ananemi özlediğimden..Aklım dayımda olduğundan..Yeğenlerimi bi güzel mıncıramadığımdan..Annemin babamın elini öpemediğimden..Buruk haldeyim..


Umarım sizler bu bayramınızı güzel geçiriyorsunuzdur..Sağlıklı ve sıhhatli bol şekerli bir bayram dilerim sevdiklerinizle:)